·576 syf.····Okunma: 24 Mayıs 2026 00:00 Herkese merhaba, Öncelikle üşenmedim ve burdayım. Sanıyorum ki çok fazla Timur Tönge okumak bana üşengeçlik bulaştırdı. Her şeye üşenir oldum. Neyse konumuza dönelim. Kitabın büyük bir çoğunluğu Rize’de geçti. Ahu ve Timur’u biraz da köy havasını okuduk. İşte aile bağları ve geçmiş defterleri gibi bir çok şeye şahit olduk okurken. Daha çok Timur’un aslında gerçekten kim olduğunu gördük. O dağ gibi adamın ardında aslında yatan küçük çocuğu gördük. Bilmiyorum hem güldüm hem eğlendim arada da hüzünlendim. Yine bir Loresi klasiği işte her duyguyu yaşadım. Adem, aknene, Resul gerçekten hepsinin yeri ayrı benim için. Bide barut timi. Bir kez daha gerçekten dostluk neymiş gördük. Timur’u sesiz olmasına rağmen ne kadar kabullendiklerini özellikle Aybüke hamile hali ile Timur komutanım için diyip göreve çıkınca ağlayası geliyor insanın. Ben ağlamadım çünkü pek ağlayabilen biri değilim. Ama eğer ağlayabilsem ağlardım. Aslında anlatacak çok şey var ama Timur’un da dediği gibi “benim anlatacak kelimem yok.” Neyse devam ediyorum. Bu kitap ahu ve Timur’un ilk defa ne kadar güzel bir aile olduğunu,Birbirlerini ne kadar sevdiklerini diğer 2 kitaptan çok çok fazla bir şekilde bize gösterdi. Özellikle kendi evlerine çıktıkları zaman zaten senorya onlar için farklı ilerledi. Elimden geldiğince anlatmaya çalışıyorum ama Rize sahneleri çok olaylı değildi. Daha böyle günlük vlog tarzı gibiydi. Hani anlatacak çok da bir şey yok benim açımdan. Sadece bir yüzük olayı vardı. Timur’un annesinden kalma geçmiş anısı o güzel ve farklı gelmişti. Başka da pek bir şey yok. Uzatılmış betimlemeli günlük vlog diye tasvir edebilirim ancak. Ve kitabın büyük çoğunluğu bu şekildeydi. Arada da Kenan kralşan ve Teoman doğunun yaptıklarını okumak güzeldi çünkü ufak da olsa bir sıyrılma olmuştu benim için yoksa çok durağan olurdu kurgu. Neyse bu şekilde ilerleyen bir 400 sayfa civarından sonra asıl bomba geliyor. Spoiler vermicem. bir kişi kenana Timur’un adını veriyor ve bu kişiyi tanıyoruz. He bide ihanet eden biri var onu da Teoman doğu yakalıyor. Bu şekilde. Sonra da Kenan ahu ve Timur’un yerini buluyor. Tabi herkes ayağa kalıyor duyunca barut timi Güntekin Agah, albay hayri falan. Ama bazı şeyler için geç kalınıyor maalesef. Ya da geç kalınmayıp yapılan ufak bir hata da diyebilirim buna. Çok söverek okunmuştum oraları valla o hata yapan şahsiyet beni deli etti gerçekten. Sonrası da savaş, kan, ihanet, ölüm, ölümden dönenlerle dolu bir boşluk. Okuduğum en güzel en olaylı sahnelerden biriydi gerçekten. Sonrası da kanpusu :) Spoiler vermeden Spoiler vermiş gibi bi şey oldu ama görmemezlikten gelin. Son olarak unuttuğum bir şey daha var. Bu kitabın içerisinde cihan ve biricik de artık aralarında bir şey olduğunun farkında ama kimse açılamıyor tarzında. Bide doktor ile defne de ufaktan yükleniyor. Bu arada Kadir Tönge için gerçekten hak ettiği son olduğunu düşünüyorum bu kitapta o adamdan gerçekten nefret ettim artık ben. Öyle işte. Şimdi buraya kadar olan kısım daha genel kısmıydı daha çok olumlu taraflarını yazdım. Artık biraz da kendi açımdan kitap nasıldı ondan ve ufak pürüzlerden bahsetmek istiyorum kitap hakkında. Bakın yemin ederim ki kitap çok güzel o kadar seviyorum ki bu seriyi anlatamam ama ben ilk defa bir kitabı okurken bu kadar sıkıldım. Hatta hani dedim bırakıyorum daha okumayacağım. Farklı kitaba geçtiğim bir dönem de oldu çünkü o kadar sıkılmıştım. ama sonra dedim ki sen seriyi yarım bırakmayı sevmezsin hadi kızım topla kendi falan bir şekilde devam ettim. Ve iyiki de etmişim. Asla pişman değilim. Okuduğum her dakikası için iyiki diyorum şu an. Çünkü anlıyorum ki biz büyük bir çoğunlukta fırtına öncesi sessizliği okumuşuz. Ve o fırtına bana ilaç gibi geldi. Olayları olsun. Akışı olsun çok güzeldi. Hani kitabı 1 ayda okuduysam 300 den ya da 400 den sonrasını tek günde okudum. Ki ben tek günde 100 sayfadan fazla bu yaşıma kadar asla okumadım. O kadar iyiydi. Okursanız ne demek istediğimi anlayacaksınız emin olun. Bu söyleyeceğim şeyi 2. Kitabın incelenmesinde de söyledim burda da söylemek istiyorum. Ben her kitabın bir hitap kitlesi olduğunu düşünüyorum. Yaş olsun tür olsun değişir bu. Benim bu kitap için okuyun dediğim yaş 15-20 arası. Eğer 20 den büyük ya da 15 ten küçükseniz lütfen okumayın. Tabi karar yine size ait kimseye karışacak değilim sadece ben bu aralığın daha uygun olacağını düşünüyorum kendim için de öyle mesela ben 20 den büyük olsam okumazdım. Çünkü hitap olarak bence o yaştan sonrasına değil de daha gençlere lise döneminde olanlara hitap ediyor gibi benim açımdan. Yani 15 yaşından küçüklere bazı detaylar ağır gelebilir bu yetişkin sahne veya karakterin yaşadığı başka etkileyici sahne olabilir veya tetikleyici unsur olabilir dediğim gibi.
Kişiden kişiye göre değişir tabi bu durum. 20 den büyükler için de çok şey kalır bence kurgu der geçersiniz çok da etkisi olmaz sizin için yani çok güzel bir kitap okudum da çok beğendim değil güzeldi ama daha güzelleri var şeklinde bir düşünce olur sizi çok tatmin etmez gibi geldi. İşte böyle söyleyeceklerim bu kadarıdı. Buraya kadar okuyan herkese teşekkür ederim emek verdiniz o kadar. umarım istediğiniz şekilde bir inceleme olmuştur. Umarım işnizi görmüştür. Bir sonraki incelemede görüşmek üzere (üşenemezsem :)) kendinize iyi bakın hoşçakalın :)