·664 syf.··Beğendi
···Okunma: 31 Mayıs 2026 19:24 Roman; 1221 yılının mistik ve karanlık atmosferini, günümüzün bilimle şekillenen dünyasıyla ustalıkla harmanlıyor. Alamut Kalesi'nin taş duvarları arasında başlayan hikâye, bir anda modern bir laboratuvara uzanıyor ve sizi iki uç dünyanın tam ortasında bırakıyor. Eser, Şems-i Tebrizi ile Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî arasındaki derin ve hakikat yüklü bağı merkezine alan mistik bir anlatı sunuyor. Yazarın ciddi bir araştırma sürecinin ardından güçlü bir kurgu inşa ettiği çok net hissediliyor. Sayfalar boyunca sanat, siyaset, felsefe ve dinler gibi pek çok farklı alan iç içe geçerken; geçmişten bugüne, hatta geleceğe uzanan düşünsel bir yolculuk da okuyucuya eşlik ediyor.
Hallac-ı Mansur'un Kayıp Risalelerinin peşinde maceradan maceraya koşarken buluyoruz kendimizi. Ama bu macera hem Kuantum Fiziğinden Tanrı Parçacığına, hem de Alamut'tan başlayıp Şems-i Tebrizi'ye, Mevlana'ya uzanan bir yolculuğa çıkarıyor bizi.Okuduğumuz sadece bir kitap değil. Tarih’in derinliklerine uzanan bir tünel, bazen bilinmeyene açılan bir kapı, bazen hepimizin bildiği isimleri içine alan mistik bir yolculuk, bazen de dünyayı değiştirebilecek bilimsel çalışmaların feldiği son noktayı açıklayan bir makale karşımızdaki.
Dünyayı yöneten en güçlü ailelerin yeniden peşine düştüğü risaleler, yeni nigâhdarın da hayatını etkilemeye devam ediyor. Yolumuz Alamut Kalesi'nde Şems-i Tebrizi ile başlayıp dünyayı sarsabilecek bir buluşa imza atmak üzere olan Şirin'e uzanıyor. Bir yandan Şems'in Mevlana ile olan mistik yolculuğuna çıkarken diğer yandan Şirin ve Profesör Fisher'in çığır açabilecek deneyinin ortasında buluyoruz kendimizi. İki koldan ilerleyen bu hikayenin birleştiği noktada ortaya keyifle okunan muhteşem bir macera çıkıyor...
Ben okurken elimden bırakamadım. Eğer siz de hâlâ yazarın kalemiyle tanışmadıysanız, benim gibi geç kalmayın derim.