Şunu yap bunu yap hayata böyle pozitif bak kitaplarının ortak bir özelliği vardır: ana karakter plaza kadını ve yoğun iş temposunun arasında bir şekilde kendini bulmaya çalışır ama sürecin içerisinde de binbir türlü şikayet ile. Tam olarak bu kitap da bundan ibaret. Bir yandan da kitabı bu kadar basite indirgememem lazım derken bu tarz kitapları okumaktan sıkılmış kişilere ön bilgilendirme olsun diyerek…
Hala kitabı merak ediyorum diyenlerle devam edelim. Bence pişman olmayacaksınız. Ama ben nasıl okudum önce onu aydınlatayım.
Ellinci sayfalara kadar düzenli okuduktan sonra baktım ki kitabın konusu bu plaza kadının şikayetleri arasında ilerleyen bir kendini buluş hikayesi. Bu hikayenin içine de bir arkadaşının hastalığına tedavi olacak bir ilacı Nepal’e gidip Paris’e getirmesi gerekliliğiyle giriyor. Hikayenin özünü anladıktan sonra eh baktım şu an yarım da bırakmak istemiyorum atlayarak okudum. Yani şöyle desem daha doğru ki bahsini geçirmiş olduğum pozitif düşünceler üzerine yazılmış teorik bilgileri ve çıkarımları yakaladım. Hatta tek tek altlarını çizdim. İleride tekrar elime aldığımda belki güzel bir paragrafa ihtiyacım olur da iyi gelir diye. Zira, insanın arada bak kardeşim böyle düşünmen gerekiyor ki hayallerini gerçek kılasın hatırlatlamalarına ihtiyacı oluyor.
Kitabı sonuç olarak bitirdim mi bitirdim. Sonundaki hikaye sıcak. Hatta son on sayfasını düzenli okudum çünkü hikaye içimi ısıttı. Maelle, ana karakterimizin evine ulaştığı anlardaki keyfi bana şahsen geçti. Rahatladım, Maelle ile beraber temizlendim.
Kişisel gelişim üzerine didaktik tarzda yazılmış kitaplardan rahatsız olmuyorum hatta bana iyi geliyorlar diyorsanız harika bir seçenek. Hem akan bir olay örgüsü var. Hem de faydalanabilecek teorik bilgiler eşliğinde hatırlatılmasından sizin de hoşlanacağınız çıkarımlar.
İyi ki yarım bırakmamışım; almak istediklerimi ben aldım diyerek yeni okuyucularına…