Öncelikle şunu söylemeliyim ki;
Kölelik denince akla insanların zorla ağır işlerde çalıştırıldığı, işkence edildiği, sadece yaşam hakkı tanınan bir sistemin parçası olduklarını izlenimi gelir akıllara. Bunun Osmanlı'daki kölelik sistemiyle pek de alakası olmadığını belirtmeliyim. Zira insanların bile isteye parçası olmak istedikleri bir düzen söz konusu. Yine de insani açıdan kölelik kelimesini rahatsız edicilişini kendi içimde sindiremiyorum.
Kitap, Osmanlı'da köleliğin toplumsal işlevi açısından önemi üzerinde duruyor. Mısır, Suriye, İran, Hicaz, Kafkasya gibi bölgelerden ülkeye getirilen köleler ve bunların toplum içerisinde oynadıklarını roller inceleniyor. Ev içi hizmet alanlarında kullanımından tarlaya bahçeye kadar farklı alanlarda istihdamı söz konusu.
Şurası nazarı dikkati celbe şayan ki kölelikten sadrazamlığa kadar yükselmiş devlet adamlarının varlığı Osmanlı'daki kölelik sisteminin dünyanın hiçbir yerindeki köle ve kölelik anlayışıyla örtüşmediğinin zannımca bir göstergesi.
Yeni bir ilgili alanı edinmenin mutluluğuyla kölelik hakkındaki kitap arayışlarımı sürdüreceğim.
Meraklısına tavsiyedir.