Gönderi

10/10
·512 syf.··
2026 52. kitabı
Selam Size @mehsa_’nın kaleme aldığı, Ephesus Yayınları’ndan çıkan #FiruzeKehribarAteşi ile geldim. Kitabı okurken Mardin’in o mistik dokusunu iliklerinize kadar hissedeceksiniz. Hikâyenin içinde yer alan tılsımlar, efsaneler, ihanetler ve mucizeler sizi sayfaların arasına hapsedecek. Öyle anlar geliyor ki tüylerinizin diken diken olduğunu fark ediyorsunuz.Kitabin kapağı,ayraclari,karakter kartları kısaca her şeyi ile bir bütün olması muhteşem olduğu kadar bölüm başlarında ki beyitler okuma zevkini arttırıyor. Mehsa, erkek karakterlerini yazarken onların sevdiklerine olan bağlılığını ve sahipleniciliğini hafızalara kazımayı çok iyi biliyor. Sıraç Vuslat’ın “Benim güzel karım” sözünden sonra Ezra Saruhan’ın “İki gözüm, sabır taşım” hitabı da uzun yıllar akıllardan çıkmayacak gibi duruyor. Bu kitabı sadece okumuyorsunuz, resmen yaşıyorsunuz. Yazar bizi yalnızca hikâyenin geçtiği atmosfere götürmekle kalmıyor, olayların tam ortasına bırakıyor. Kitap bittiğinde kendinize “Ben neredeydim ve neler okudum böyle?” diye sorabilirsiniz. Gelelim kitabımıza... Mardin’in kadim topraklarında, yılların ve lanetlerin gölgesinde yeşeren bir aşkın hikâyesi... Hikâye öyle bir başlıyor ki... Yade Arjin, çok severek evlendiği eşinin üzerine kan davası yüzünden kuma getirilince meydanlarda ağıt yakarcasına haykırıyor: “Bir Koçak kızı bir daha Saruhan erkeğine yar olmasın.” Bu söz yıllarca sürecek bir lanete dönüşüyor. Ve bu, hikâyenin yalnızca başlangıcı... Firuze; ayaklarının üzerinde duran, gururlu, inatçı ve güzelliğiyle dikkat çeken bir kadın. Tek zaafı ise ailesi. Yıllarca ailesinin tüm yükünü omuzlarında taşımış, kendisinden nefret eden babasının bile açıklarını kapatmış. Öyle zamanlar olmuş ki ailesini korumak uğruna sevdiği adama ihanet etmiş, hatta katil olmaktan bile çekinmemiş. Sevdiği adama “Seni sevmiyorum.” diyerek şehri terk etmiş ve üç yıl sonra planlarını tamamlayarak geri dönmeye karar vermiştir. Fakat Yade Arjin’den gelen bir mektup, planlarından on gün önce Midyat’a dönmesine neden olur. Yade Arjin... Söylediği tek bir sözün bile karşılık bulduğu, bilgeliği, gücü ve gördüğü rüyalarla adeta bir kahin gibi görünen, Saruhan ailesinin söz sahibi kadınıdır. Firuze’ye “Kıymetlim” diye seslenmesi, onun dönüşünü adeta konağa gelin gelişi gibi karşılaması, okuyucuyu sürekli “Acaba şimdi ne olacak?” sorusuyla baş başa bırakıyor. Firuze konağa girer girmesine ama Ezra’nın yıllar önce verdiği “Gözüm gözüne değmeyecek.” sözünü tutacağını bilseydi yine de o kapıdan girer miydi bilmiyorum. Gerçi bence girerdi. Çünkü Yade Arjin’in de kendine göre planları var... Ezra... Yıllar önce yaşadığı talihsiz bir olay nedeniyle gözlerini kaybetme tehlikesi yaşamış. Tam o dönemde dünyaya gelen Firuze’yi mucizesi olarak görmüş. Annelerinin kardeş gibi olmasıyla başlayan yakınlıkları zamanla büyük bir aşka dönüşmüş. Ezra’nın “İki gözüm” sözü, yıllardır yalnızca Firuze’ye ait. Onun sevgisini hissediş biçimi öyle güçlü ki okurken kendinizi “Bu nasıl bir sevda?” derken buluyorsunuz. Parmağındaki firuze taşlı yüzükten, Midyat manzarasının en güzel görüldüğü yere yaptığı Firuze isimli restorana kadar her detay bu aşkın bir yansıması. Ailesinden gelen yeteneğini kendi emeğiyle birleştirerek ülkenin en iyi mücevher ustalarından biri hâline gelmiş. Taşlara yalnızca dokunan değil, onları hisseden ve onlarla yaşayan biri. Kendi taşı kehribarken, kalbinin en kıymetli taşı Firuze olmuş. Bu sevdanın karşısında taş bile çatlar. Ama Ezra’nın hem aşkı hem de zaafı her geçen gün büyürken, karanlık güçler de peşini bırakmaz. Firuze’nin dönüşüyle birlikte geçmişin hesabı er ya da geç görülecektir. Ezra her ne kadar şüphe duysa da sevdiği kadına ihanet yakıştırmak istemez. Çünkü onun affedemediği tek şey ihanettir. Peki insan en çok sevdiğinden, en büyük zaafından sınanmaz mı? Firuze ise boş durmaya niyetli değildir. Dildar’ı alıp yeniden gitmek ister. Bir zamanlar uğruna her şeyi göze aldığı adamı bir kez daha geride bırakmayı bile düşünür. Ancak Firuze’nin on gün erken dönüşüyle başlayan hikâye yalnızca bir kavuşma hikâyesi değildir. Bu; ihanetin, sadakatin, kaderin ve aşkın yeniden yazılışının hikâyesidir. Firuze’nin artık duygularını görmezden gelmeye gücü kalmamıştır. Attığı bazı cesur adımlar takdirimi kazansa da sonrasında yaptığı bazı seçimler ona olan kızgınlığımı artırdı. Çünkü bazen insan, gözünün içine bakan ve onu yıllarca bekleyen bir adama bunu yapmamalı diye düşünüyor. Firuze ve Ezra... Onların bir araya gelmemesi için önlerinde koca bir Doğu masalı, yıllara yayılan bir lanet, ayrılıklar ve imkânsızlıklar vardı. Tam her şey yoluna girdi derken yeni düşmanlar ortaya çıkıyor, silahlar ateşleniyor ve kader yeniden yön değiştiriyor. Yazar, Doğu’nun mistik ve büyüleyici atmosferini okura ilmek ilmek işlerken, intikam ile aşk arasında sıkışan ruhların mücadelesini de gözler önüne seriyor. Lanetli bir sevda, affedilmeyecek bir ihanetle sınandığında hangisi galip gelir? Diğer karakterlere gelirsek... Firuze’nin sırdaşı Sahara’nın geçmişinin büyük bir sır perdesi altında olması, Bedran kadar benim de dikkatimi çekti. Bedran’ın bu konuya kafayı takmasında kesinlikle haklılık payı var. Ahmet ve Celal’in sevdalarını cümle âleme duyuruş şekilleri efsaneydi. Asaf’ın zekâsını saflığının arkasına nasıl ustalıkla gizlediğini görmek çok keyifliydi. Güzel yüreğini entrikalara değil de hayvan sevgisine adamış olması ise onu daha da özel kıldı. Kaderin imkânsızı tanımadığı, kalbinize dokunacak ve ters köşe gelişmeleriyle sizi şaşırtacak harika bir kurgu. Özellikle dram, tutku, aile sırları, mistik atmosfer ve güçlü aşk hikâyeleri sevenlerin mutlaka şans vermesi gereken bir kitap.
2026 Okuma Raporları
Firuze 1 - Kehribar AteşiMehsa · Ephesus Yayınları · 202643 okunma
·
62 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.