Herkese merhaba
Bugün sizlere şahane bir tavsiye ile geldim.
Milli mücadeleyi anlatan kitapları okurken o kadar çok gururlanıyorum ki, bu hissi anlatmaya kelimelerim yetmiyor. Keşke diyorum bende o zamanda yaşasaydım da ülkem için edenlerden biri olsaydım, ama biz biliyoruz ki Türk'lerin mücadelesi hiçbir zaman bitmez, çünkü yine hepimiz biliyoruz ki bu cennet vatana göz diken ve bayrağımızı indirmek isteyen bir sürü düşman var. Hatta günümüzde bu düşmanlarla kol kola girmiş insanlar da var. Ne demişti Mustafa Kemal Atatürk "Şayet bir gün, çaresiz kalırsanız bir kurtarıcı beklemeyin, kurtarıcı kendiniz olun." Atatürk tüm umudunu gençlere bağlamıştı ve gençliğe hitabesinde yapılması gerekeni de anlatmıştı.
NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE
Şehr-i Esaret, güçlü bir direnişin ve bir milletin yeniden doğuşunu, Mustafa Kemal paşa ve silah arkadaşlarının Türk milletinin bağımsızlığını kazanıp onlara huzur içinde yaşayacakları bir ülke inşa etmek için verdiği mücadelenin hikayesi.
Sene 1918, 1.Dünya savaşı bitmiş sözde barış antlaşması adı altında Osmanlı Devletinin toprakları işgal edilmişti, bayraklar indiriliyor ezanlar susturuluyordu. Padişah vatanını, milletini ve namusunu düşman kuvvetlerine teslim etmiş, tüm komutanlara da silah bırakma emri vermişti. Padişahın emri ile İstanbul'un sokaklarında başlayan işgal yavaş yavaş vatan toprağına yayılmaya başladı. Halk korkudan sesini çıkaramazken düşman yanlısı bazı insanlar din adı altında bu emri desteklemeye devam ediyordu, halbuki ki asıl sorun din değil makam sevdasıydı.
Yaşanan bu zulme ve eziyete katlanamayan gözü kara bir komutan vardı. Mustafa Kemal paşa, o hiçbir zaman umudunu kaybetmedi, milleti için mücadele etmekten hiç korkmadı. Yaşanan tüm olumsuzluklara ve Padişahın hakkında çıkardığı ölüm emrine rağmen birkaç arkadaşı ile birlikte Türk milletini yeniden ayağa kaldırmak için çalışmalara başladı. Bandırma Vapuru ile İstanbul'dan yola çıkan paşa 19 Mayıs 1919'da Samsuna ayak bastı ve milli mücadelenin fitilli de yakmış oldu. Artık bu mücadelenin geri dönüşü yoktu, son düşman askeri de vatan toprağını terk edene kadar savaşmaya devam edecekti çünkü biliyordu ki Türk milleti asla ama asla esir düşemez ve bir sömürge devleti olarak yaşamaya mahkum edilemezdi.
Hepimiz biliyoruz ki eğer Atatürk olmasaydı ne göklerde bayrağımız dalgalanacaktı ne de camilerde ezanlar okunacaktı, sömürge ülkesi olacak, başka bir dili konuşacak ve esaret altında yaşayacaktık ve kim bilir zamanla kimlerin toprağına katılacaktık. Dimizi yaşayamayacak ve en önemlisi bir Türk gibi hayatımıza özgürce devam edemeyecektik. Tarih tekerrürden ibarettir kitabı okurken daha iyi anladım. Zamanında Osmanlı devletinin son padişahı ülkeyi düşmana nasıl teslim ettiyse ve vatan için mücadele edenleri nasıl hain olarak gösterdiyse şimdi yine aynısını yaşıyoruz. Kişiler değişse de, değişmeyen tek birşey var o da milletin iradesi.
Bu vatanı bölmeye, halkı din adı altında birbirine düşürmeye kimsenin gücü yetmez, geçmişte vatan için nasıl mücadele ettiysek şimdi yine aynı şekilde savunuruz ve yine seve seve bu uğurda canımızı feda ederiz. Mustafa Kemal Atatürk'ün ruhu, fikirleri ve vatan sevgisi her zaman bizim yanımızda. "Mevzu bahis vatansa gerisi teferruattır." Türk milleti her zaman hakkı olanı geri alır.