Hikayemiz sovyet dönemi baskısı altında ezilen bir adamın sorgulanmasıyla başlıyor bence kitabın başı ortasına göre eğlenceli değil ve biraz alakasız duruyor ama okadar alakasız diyemeyiz kitabın başındaki trajedinin tam kalbine, yüzlerce yıl öncesinden gelen bir hikaye yerleştirmiş Aytmatov. Hikayemizde Cengiz Han’ın batı seferi sırasında ordusunda görevli olan bir asker ile halktan bir kadının yürek yakıcı aşkını konu edinir. Cengiz Han, dünya liderliği ve mutlak güç hırsıyla dolu bir adamdır hikayeye göre. Çocuk doğurmaya zinaya kesinlikle pek hoş bakmamaktadır ve anneymiş babaymış çocukmuş dinlemeden idam eden katı bir adamdır. Ancak sevgi,Timuçinin yasaklarından bile :D her zaman daha güçlüdür ve kadın Cengizhanın askerinden hamile kalır ve gizlice doğum yapar. (Bu kısım beni çok etkilemişti anne olmanın duygusunu dolu dolu anlatmıştı)Bu durumun ortaya çıkmasıyla Cengiz Han aşırı öflenir ve bu iki aşığı acımasızca idam ettirir. (Bebek ortada kalıyordu o kısımda içim pişmedi değil)
Tam bu kırılma anında hikayeye adını veren o olay gerçekleşir: Cengiz Han’ı seferi boyunca takip eden, onu güneşten koruyan ve ilahi desteğin sembolü olan küçük beyaz bulut...bu gaddarlık yüzünden minik bulut Timuçini terkeder... Cengiz Han, idealleri uğruna insani değerleri katlettiği an aslında kendi sonunu da hazırlamış oluyordu. Cengiz Aytmatov Cengizhana tarihi şahsiyetten çok bir roman kahramanı olarak bakmış yani diyebiliriz