Rind'in ve Zâhid'in Halleri
10/10
·104 syf.··
2026 9. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 14:18
​Edebiyatımızda Rind ile Zâhid arasındaki zıtlık; şairlerin Zâhid’i riyakârlıkla itham edip Rind’i övmeleri oldukça yaygın bir durumdur. Nitekim bir şeyhülislam olan Şeyhülislam Yahya Efendi bile: ​Mescidde riyâ pîşeler etsin ko riyâyı Meyhâneye gel ne riyâ var ne mürâyı ​diyerek döneminde çok büyük eleştirilere maruz kalmıştır. ​Genelde bu iki tipin tam bir tasviri yapılmadığından olacak ki, Fuzûlî konunun zihinlerde netleşmesi adına Rind ü Zâhid adındaki Farsça mensur eserini kaleme almıştır. Bu eserde Zâhid’in oğlu olan Rind, babasının yolunu benimsemeyerek onunla manevi bir yolculuğa çıkar; fakat babasının telkinlerini bir türlü beğenmez. Rind, zâhidleri; itibara düşkün, niyetlerinin bozukluğu sebebiyle amellerini batıl eden riya sahipleri olarak görür. Buna mukabil kendisi de ehl-i iman olmakla birlikte, İslam’ın emir ve yasaklarını oldukça yanlış tevil eder. Hatta getirdiği deliller ispatlar ki helal ve haram hususunda Kur’an’ı değil, kendi nefsini esas almakta; nefsine zor gelene farklı batıl anlamlar yüklemektedir. ​Eserde Zâhid’in neredeyse her sözü doğruyken, Rind’in her sözü yanlış ve çelişkilerle doludur. O; Allah’ın affına mazhar olmak iddiasıyla ve aklı bir vesveseden ibaret gördüğü için içki içer. Allah’ın sanatını görmek bahanesiyle güzele bakmayı sevap sayıp harama yönelir ve manen "benim kalbim temiz" der. Oysa Allah’ın affına güvenilerek günah işlenemez (Fâtır, 5); içki, aklı örttüğü için kötülüklerin anasıdır (Hadis, Buhârî) ve güzel bakmak (ibret almak) sevap olsa da harama bakmak günahtır (Nûr, 30). ​Bütün bunlara rağmen Rind; zamanın şairleri tarafından kalbi teskin etme, halka şirin görünme ve şiiri meşrulaştırma gayesiyle savunulmuştur. Günümüzde ise popüler kültür tarafından bilgisizce yüceltilmekte; sözlüklerde, ibadetlerine dikkat eden zâhidin tanımı "kaba sofu"ya indirgenmektedir. Rind’in tek makul tarafı, eğer samimi ise Allah’a olan sevgisidir ki bu hâliyle ancak kâfirin ehvenişeridir. Rind mantıkla hareket etmediği ve her delile bir kılıf bulduğu için onunla tartışmak anlamsızdır. Nitekim eserde bu durum şöyle ifade edilir: ​"Ey Rind, bozuk düşüncene uymuşsun ve bozuk deliller getiriyorsun!" "Ey Rind, vakitler münakaşada geçti. Zaman mücadelede zayi oldu. Ne benim öğütlerim sana faydalı oldu ne de senin delillerin bana fayda verdi." ​Rind’i bu denli eleştirmişken, Zâhid’in de eleştiriden payını alması gerekir; zira bu noktada Rind haklıdır: Kimi Zâhid ameline güvenerek, halkı kınayarak ve sultanlardan iltifat görerek gurur sarhoşu olur. Hatta öyleleri vardır ki oldukça mütedeyyin bir âlim gibi görünür ama gururuna yediremediğinden, kendisinden daha fazla itibar gören bir âlim ortaya çıktığında ona haset eder. O şahsiyetin İslam’a olan faydasına rağmen, yersizce ve hasetle o kişiye reddiyeler yazar (günümüzde de böylelerini görüyoruz); sonra da bunu güya "Allah için" yaptığını söyler. Böyleleri, Gazâlî’nin Zemmü’l-Gurûr’unda belirttiği gibi şeytanın ta kendisi olur ve ibadetleri de boşa gider. Bazı Zahidler güler yüzün sadaka olduğunu sanki bilmez, insanlara tepeden bakarak hakir görmenin günahını sanki hiç duymamıştır, sanki rasül aleyhisselamın müjdeci ve sirace'n münîr olarak anıldığı ayetleri hiç işitmemiştir... Böyleleri insanları dinden soğutur ve günah yüklü dağları sırtına yükler. Böylelerini elbette biz de görmüşüzdür. ​İmam Gazâlî böyle zâhidlerin durumunu şöyle mühürler: ​"İşte görüldüğü gibi kişi, eğer Allah katında değerli olduğu zannına kapılırsa -ki değerli olduğuna dair bir kanıt yoktur- o zaman Allah ile aldanmış demektir." ​Zâhid’i gururla suçlarken kendisi de derin bir aldanışa düşen Rind’e, yine Gazâlî’nin sözüyle cevap vermek gerekir: ​"Eğer müminler dilleri ve akideleriyle Allah'ın emirlerini zayi ederlerse, salih amelleri terk ederlerse, şehvetlere ve günahlara bulaşırlarsa o zaman gurur konusunda kâfirlerle ortak olmuş olurlar." Rind kalbinin temiz oldugunu iddia etmekte "Kuşkusuz Allah göklerin ve yerin sırlarını bilmektedir ve O, kalplerin gizlediklerini de çok iyi bilir." (Fatır Suresi, 38) ​Sonuç olarak, cehaletle cahilliği öven Rind’in içine düştüğü durum Gazâlî’nin şu tanımına tam manasıyla uymaktadır: ​"Cehalet, bir şeyi hakikatinden farklı görüp buna böyle inanmaktır." Vehb bin Münebbih şöyle der: “Her şeyin iki ucu ve bir ortası vardır. Bu uçların birinden tutulursa, diğer uç ağır basar; ortasından tutulursa, iki uç da dengede kalır. (Öyleyse) her şeyin ortasından tutmaya bakın!” (Heysemî, VIII, 112) Rasül Aleyhisselam Buyurdu ki: “Orta yolu tutunuz, amellerinizi mükemmelleştirmeye ve Allah’a yakın olmaya gayret ediniz” (Buharî, Rikak 18) "Rabbim, sen beni gururlu zahid yapma! Senin huzurundan uzak olan bir rind yapma!" (Rind ile Zâhid) Rabbi'm sen beni dosdoğru yolda sabit kıl.
Rind ile ZahidFuzuli · Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları · 1993410 okunma
·
69 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.