Puan vermedi·432 syf.··Beğendi
· Bu kitapta, ilk kitaptan tanıdığımız Summer'ın ablası Winter'ın hikâyesini okuyoruz. Dışarıdan bakınca soğuk, mesafeli ve ulaşılmaz görünen Winter'ın aslında ne kadar kırılmış ve sevilmeye hasret bir kadın olduğunu görmek kalbimi burktu.
Zehirli bir evliliğin ardından hayatını yeniden kurmaya çalışan Winter, aşkın artık ona göre olmadığına inanırken karşısına Theo Silva çıkıyor. Theo'nun Winter'a olan ilgisi ilk andan itibaren hissediliyor. Aralarındaki atışmalar, yüksek çekim ve inkâr edilen duygular hikâyeye çok keyifli bir tempo katmış. Sonrasında gelişen olaylar ise ikisini de hiç beklemedikleri bir yola sürüklüyor.
Winter karakterine bayıldım. Summer'ın kitabında zaman zaman mesafeli ve sert görünse de bu kitapta onun neden böyle olduğunu öğreniyoruz. Hayatı boyunca koşulsuz sevgi görmemiş bir kadının, kendini korumak için etrafına ördüğü duvarları okumak oldukça etkileyiciydi. Psikopat denecek kadar kötü bir anne, sevgisini esirgeyen bir baba ve onu değersiz hissettiren bir eş... Winter'ın yaşadıklarını öğrendikçe ona kızmak değil, sarılmak istedim.
Theo ise tam anlamıyla bir yeşil bayrak. Winter'ın yaralarını sihirli bir değnekle yok etmiyor; sabırla, sevgiyle ve anlayışla onun yanında duruyor. En sevdiğim şey de buydu. Winter'a hak ettiği sevgiyi göstermesi, ona değerli olduğunu hissettirmesi kalbimi eritti.
Duygusal anları, romantizmi ve aile bağlarıyla beni içine çeken, okurken yüzümde sürekli bir tebessüm bırakan bir kitaptı. Seride şu ana kadar en sevdiğim kitaplardan biri oldu. Theo ve Winter'ın hikâyesi uzun süre aklımda kalacak.