Son dönemde okuduğum Orta Doğu tarihi ile ilgili en temiz kitaptı. Asla bir kahramanlık destanı değil, asla bir ajite manifestosu değil, asla kendine ve halkına acıma değil..
İbrahim Nasrallah şiirlerinden bir kaç tanesini okuduğum ama roman türündeki bu eşsiz eseriyle ilk kez tanıştığım bir yazar. Dili tertemiz ki bu Arapçanın şiirsel formundan dolayı diye düşünüyorum. Çeviriyi yapan kıymetli hoca Mustafa İsmail Dönmez 'in yazarın anlatmak istediği duyguya zarar vermeden okuyucuyu yormayacak şekilde yaptığı çeviri başlıbaşına teşekkürü hak eden bir durum.
Ne yazık ki bazı çevirmenler çeviri değil romanı yeniden yazma çabası içine giriyor ki kitaba eğreti duran bir giysi gibi sırıtıyor bu durum. Bu kitapta çevirmen yazarla yol almış..
Olaylar geri dönüşlerle merak uyandırıyor. Bazı bölümler yarıda kalmış gibi hissettirse de yaşananların kişiyi o sona neden getirdiğini anlıyorsunuz. Çok fazla insan var. Ama ilginç bir şekilde hiç birini unutmuyorsunuz. Bu da konunun anlatılma şeklinin başarısı ile ilgili diye düşünüyorum.
Kitap Osmanlı'nın son yıllarında Filistin' de başlayan ve 1948 yılına kadar uzanan bir işgal öyküsü.
Haklılığına inanan her zalimin yaptığı gibi önüne geleni kasıp kavuran bir yokediş var ki bazı sayfalarda hissettiğiniz rahatsızlık kitaba ara vermenize sebep oluyor.
Dönemin kültüründe atın önemi ve yaşamı nasıl şekillendirdiği çok güzel anlatılmış. Atlara hayran olan benim için artık bambaşka bir anlamı var bu hayvanın.
Aşkın nasıl yüceltildiğini de burun kemiğini sızlatarak anlatmış.
Elbette savaşın karanlık yüzü insanların koyun gibi katledildiği, yapılan mahkemelerde yüzlerce insanın idam cezası alması. Ve bir annenin bunu radyo haberlerinden öğrenmesi..
Yaşanan zulüm yaklaşık yüzyıldır devam ediyor. Bütün dünya sadece izliyor. Acıyı ekranlardan paylaşıyor sadece..
Evini vatanını bırakmak istemeyen insanların karşısında İngiliz komutanın "onurlu bir adamdı bir daha onun gibi bir düşmanla savaşamam" itirafı yaşananların halka yapılan bir haksızlık olduğunun bir kere daha gösteriyor.
Kitap bitince gözünüzün önüne İnce Mehmet ve Hacı Halid'in kendi vatanlarında dağ başlarında zulme dur diyen heybetli halini canlandırıyorsunuz.
Her milletin bir kahramanı var.. İsimleri değişiyor sadece.zulüm aynı zulüm, mazlum aynı acılara teslim
Ama asla zalime değil..
Kitaptan bana kalanlar
Bana hikayenin sonunu söyle, sana onun ne kadar değerli olduğunu söyleyeyim.
Allah atı rüzgardan, insanı topraktan yarattı.
(Bir ilave) evi de insandan...
Allah'ın yarattığı en kötü canavar insandır, insanın yarattığı en kötü canavarsa savaştır ..
Aydınlığın şaşırtabilmesi için uzun süre karanlıkta yaşamak zorundaydın
Okuyacak olana keyifli okumalar