Bazı geceler vardır; insan ne tam mutlu olduğunu söyleyebilir ne de içinde taşıdığı hüznü kelimelere dökebilir. Sanki ruh, geçmişle gelecek arasında ince bir çizgide yürürken her adımında başka bir hatıraya dokunur. İçimde tarif edemediğim bir sessizlik var bugün; ne bir eksiklik ne de bir tamamlanmışlık hissi. Sadece zamanın içinden ağır ağır geçen düşünceler, uzaklardan gelen bir gazelin nağmeleri ve kalbimin derinliklerinde yankılanan mısralar...
İnsan bazen konuşmak istemez; çünkü bazı duyguların dili yoktur. Anlatmaya kalktığında eksilir, sustuğunda ise büyürler. Bu yüzden bazı geceler şiire sığınır insan. Kelimeler, ruhun yükünü omuzlar; bir gazelin hüznü, kalbin en gizli köşelerine dokunur. Ve o an anlarsın ki hayat, sahip olduklarımızdan çok içimizde taşıdığımız hislerden ibarettir.
Bu gece de öyle bir gece... Geçmişin izleriyle geleceğin belirsizliği arasında, yalnızca kalbimin sesini dinliyorum. Ne gidenlere kırgınım ne kalanlara minnettar; sadece her şeyin olması gerektiği gibi aktığını kabul edecek kadar yorgun, ama hâlâ güzel şeylere inanacak kadar umutluyum.