Selam
Sizlere uzun zamandır kitaplığımda okunmayı bekleyen Aişe Hümeyra Okur'nun kaleme aldığı #VisalAhuDöngüsü ile geldim.
Hümeyra'nın kalemini zaten seviyorum ama konu #mahallekurgusu olunca okumak benim için ayrı bir keyifliydi. Her ne kadar bir mahalle kurgusu olsa da, bir annenin ve ailenin çocukları hata yaptığında bile onların yanında durması gerektiğini çok güzel vurgulayan bir hikâyeydi. Çocuklar için aile çok önemlidir. Özellikle kız çocuklarının anne ve babalarının desteğine, onlara inanılmasına ve kendilerini güvende hissetmeye duydukları ihtiyaç yadsınamaz. Aileler çocuklarının kaderini değiştirebilir ve Ahuşan'ın yaşadıkları bunun en güzel örneklerinden biri.
Peygamber Efendimizin de buyurduğu gibi: "Kim kız çocuklarını büyütür ve onlara iyi davranırsa, o çocuklar kendisi için cehennem ateşine kalkan olur."
Gelelim kitabımıza...
Ahuşan, abisinin kendisi için bir doğum günü partisi hazırladığını ve tüm arkadaşlarını davet ettiğini öğrendiğinde büyük bir şaşkınlık yaşar. Çünkü Kenan, böyle jestler yapan biri değil; tam aksine kardeşleri üzerinde baskı kuran ve onları kısıtlayan bir yapıya sahiptir. Yine de bu parti Ahuşan'ı heyecanlandırır. Uzun zamandır platonik duygular beslediği kişinin de partide olacağını bilmek onu daha da heveslendirir.
Ancak gecenin sonunda Ömer'in tüm hayallerini yerle bir edeceğinden habersizdir. Tenha bir köşede Ahuşan'ı sürükleyerek götürmeye çalışan Ömer'i, Kenan'ın arkadaşı Demir'in fark etmesiyle büyük bir felaket önlenir. Perişan halde eve dönemeyecek durumda olan Ahuşan'ı, Demir arkadaşlarıyla kaldığı eve götürür.
Peki Demir neden onları takip etmiştir?
İşte tam burada "Arkadaşımın kardeşisin ama sana deli gibi aşığım" moduna giriş yapıyoruz. Demir uzun zamandır hislerini içinde saklamaktadır. Aralarındaki yaş farkı, Ahuşan'ın şimdiye kadar kimseyle duygusal bir bağ kurmamış olması ve en önemlisi arkadaşının kardeşi olması onu sürekli geri adım atmaya zorlar. Oysa öyle güzel sever ki... İçinde büyüttüğü sevda adeta dağ olmuştur.
Artık hayallerle yaşamaktan yorulan Demir, sevdiği kadını başkasına kaptırmak istemez ve tüm duygularını açıklar. Ahuşan ise yıllardır "abi" dediği adamın itirafı karşısında ne hissedeceğini bilemez.
Ahuşan'ın tek amacı okumak ve kendi ayakları üzerinde durmaktır. Annesinin sürekli görücü getirmesine rağmen hayatını şekillendirmekten başka bir düşüncesi yoktur. Fakat Demir'in dürüstlüğü, çalışkanlığı, sevdiğini her zaman kendinden önce düşünmesi ve geleceğe dair güven veren tavırları zamanla Ahuşan'ın kalbinde yer edinir. Demir, Ahuşan'a yaklaşırken ona güven vermekten asla çekinmez ve bu durum genç kızın duygularının değişmesine neden olur.
Duygularını fark ettiğinde bunu annesine anlatır. Ancak annesi bir anne gibi değil, adeta bir duvar gibi davranır. Hatta işi "Sütümü helal etmem" noktasına kadar götürür. Ahuşan'ı asıl yıkan şey ise annesinin yıllardır taşıdığı kin olur. Çünkü Demir'in anne ve babasının kısa süren nişanlılık sürecinden dolayı hâlâ geçmişin hesabını tutmaktadır.
Oysa Demir'in annesi zamanında susturulmuş, baskıya maruz bırakılmış, kalbinin güzelliği yüzüne yansıyan ve evlatları için her şeye katlanan kadınlardan biridir.
Kenan ve Müjgan'ın nişan töreninde Ahuşan'ın Demir'e duygularını açması ve gelin odasında yaşanan yakınlaşmalarının sinevizyon ekranına yansımasıyla işler tamamen kontrolden çıkar. İşte o andan sonra bildiğiniz kıyamet kopuyor...
Ahuşan'ın sonradan fark edeceği ve hatta bir gün şükür sebebi sayacağı şeylerden biri Demir'in karşısına çıkmış olmasıdır. Çünkü Demir'in sabrı, sevgisi ve bitmek bilmeyen mücadelesi, Ahuşan'ın içindeki karmaşayı ve güvensizliği yavaş yavaş yok eder.
Ailesine ne kadar kızdıysam, Ahuşan'a da kızdığım noktalar olmadı değil. Çünkü geçmiş geçmişte kalmalıdır. İnsanlar başkalarının hatalarının bedelini ödememelidir. Herkes kendi yaptığının hesabını verir; bunun yükünü başkalarına taşımaya kimsenin hakkı yoktur.
Kısacası bu bir mahalle kurgusu olabilir ama hikâyenin içerisinde aile bağları, önyargılar, affetmek, sevgi ve güven üzerine düşündüren pek çok mesaj bulunuyor. Yaşanan olaylar sadece okumalık değil, aynı zamanda ders çıkarılacak nitelikteydi.
Sanırım bu kitabı okuyup da Demir'i sevmeyen yoktur. Siz ne dersiniz?