Pucca artık hayatın bambaşka bir evresinde. Gençlik döneminin o hızlı, biraz deli dolu hikâyelerinin yerini; daha ağır ama hâlâ çok "Pucca" bir hayat almış.
Evlilik, ayrılık, annelik ve kendi ayakları üzerinde durma çabası arasında gidip gelirken aslında en çok kendini yeniden tanımaya çalışıyor. Bir yandan sorumluluklar artmış, bir yandan duygular daha derinleşmiş ama o bildiğimiz iç ses hiç kaybolmamış: yine lafını sakınmıyor, yine komik yerlerden yakalıyor hayatı.
Kitapta hem güldüren hem de "insan büyüyünce de aslında çok şey çözülmüyor, sadece şekil değiştiriyor" dedirten anlar var. Bir sayfada kahkaha atarken, bir sonraki sayfada biraz iç çekiyorsun.
Kısacası Pucca Günlük 8, eski Pucca'yı bilenler için nostaljik bir devam gibi ama aynı zamanda "büyümek dediğin şey tam olarak bu mu?" sorusunu da aklına düşüren samimi bir günlük. :)