Hikayemiz, Aiden Bishop adlı karakterin, Blackheath Malikanesi’nin karanlık ormanında, hafızasını tamamen kaybetmiş bir halde ve "Anna!" diye bir ismi sayıklayarak uyanmasıyla başlıyor. Kim olduğunu, oraya nasıl geldiğini asla hatırlamıyordur.
Kısa süre sonra burasının, ülkenin en zengin ailelerinden Hardcastle'ların verdiği ve günün sonunda trajik bir cinayetle bitecek bir balo daveti olduğunu anlar: Evin kızı Evelyn Hardcastle öldürülecektir.
Aiden, kendisini bu malikaneye hapseden Veba Doktoru maskeli gizemli bir figürden oyunun kurallarını öğrenir:
8 Gün, 8 Beden: Aiden'ın bu cinayeti çözmek için tam 8 günü vardır. Ancak her sabah, malikanedeki farklı bir konuğun (ev sahibinin) bedeninde uyanır.
Zaman Aynı, Bakış Açısı Farklı: Aslında her gün aynı gün tekrarlanmaktadır. Aiden her sabah aynı güne, ama farklı bir insanın gözünden, onun zaafları ve yetenekleriyle başlar. (Örneğin bir gün yaşlı bir avukatken, ertesi gün genç bir uşak olur).
Tek Çıkış Yolu: Katilin kim olduğunu bulup Veba Doktoru'na söylemek zorundadır. Eğer katili bulursa bu lanetli döngüden kurtulup özgür kalacaktır.
Rakipler: Malikanede bu döngünün içinde sıkışmış tek kişi Aiden değildir. Tıpkı onun gibi farklı bedenlerde uyanan ve özgür kalmak için katili arayan iki rakibi daha vardır. Ve kurallara göre sadece katili ilk bulan kişi serbest kalacaktır; diğerlerinin hafızası silinecek ve döngü her şeye en baştan başlayacaktır.
Stuart Turton’ın "Evelyn Hardcastle’ın Yedi Ölümü" romanını bitirdiğimde, beynimin tam anlamıyla lunaparka dönüştüğünü hissetmiştim. Elinden kitabı düşürememiş, gecenin üçünde sayfaları hırsla çevirmiş bir okuyucu olarak söyleyebilirim ki; bu kitap tam bir zihin bükücü.
Eğer Agatha Christie’nin o klasik, yağmurlu malikane atmosferini alıp, Inception ve Groundhog Day (Bugün Aslında Dündü) filmleriyle bir blender’a atsaydınız, karşınıza tam olarak bu roman çıkardı.
İşte bir okur gözünden beni büyüleyen ve zaman zaman çıldırtan detaylar:
1. Muazzam (Ama Çıldırtıcı) Bir Kurgu Mühendisliği
Kitabı okurken yazarın masasının üstünü hayal etmeye çalıştım; muhtemelen her duvarda iplerle birbirine bağlanmış binlerce not, zaman çizelgeleri ve karakter haritaları vardı. Ana karakterimiz Aiden Bishop, her gün farklı bir malikane konuğunun (yani "ev sahibinin") bedeninde uyanıyor ve Evelyn Hardcastle’ın cinayetini çözmeye çalışıyor.
Bir bedende kapının önünden geçerken, birkaç bölüm sonra başka bir bedende o kapının ardında kendinizi dinlerken buluyorsunuz. Yazar bu zaman döngüsü bulmacasını öyle bir işlemiş ki, "Hah, kesin burayı kaçırdı, mantık hatası var" dediğiniz her an, birkaç sayfa sonra yüzünüze bir ters köşe fırlatıyor.
2. Bedenler ve Ruh Hali
Beni en çok yakalayan şey, Aiden’ın içine girdiği bedenlerin sadece birer "kostüm" olmamasıydı. Aiden, hangi bedendeyse o kişinin fiziksel zayıflıklarını, korkularını, zekasını ya da şehvetini de devralıyor.
Korkak bir adamın bedenindeyken cesur davranamıyor.
Yaşlı ve hantal bir bedendeyken koşamıyor.
Bu durum, ana karakterin sürekli kendi benliği ile içine hapsolduğu beynin kimyası arasında savaşmasına neden oluyor ki bu psikolojik derinlik dedektiflik hikayesini bambaşka bir boyuta taşımış.
3. Atmosfer: Kasvet ve Gizem
Blackheath Malikanesi başlı başına yaşayan bir karakter gibi. Yağmur, çamur, eski mobilyaların kokusu, herkesin birbirine yalan söylediği o tekinsiz akşam yemeği davetleri... Kitap sizi o kadar içine çekiyor ki, okurken üstünüze bir battaniye alma ihtiyacı hissediyorsunuz. Veba Doktoru maskeli o gizemli figür ise her ortaya çıktığında tüylerimi diken diken etmeyi başardı.
Son Karar & Okuma Tavsiyesi
Dürüst bir itiraf: Kitap kesinlikle "arkana yaslan ve çerez niyetine oku" tarzında bir eser değil. Dikkat kesilmenizi, isimleri aklınızda tutmanızı istiyor. Ortalarına doğru "Kim kimdi, hangi günün sabahındayız?" diye hafif bir kafa karışıklığı yaşatabiliyor. Ama sabredip son düzlüğe girdiğinizde, o parçalar öyle bir tıkır tıkır yerine oturuyor ki, aldığınız edebi haz muazzam oluyor.
Eğer ters köşeleri seviyorsanız, gizem türünde "artık yeni hiçbir şey yazılmıyor" diye hayıflanıyorsanız ve beyninizi biraz zorlamaya hazırsanız, Blackheath Malikanesi'ne davetiyenizi hemen kabul edin derim. Dönüp dolaşıp tekrar okunası, tam bir şaheser.