Gönderi

Puan vermedi·112 syf.··
2026 41. kitabı
Victor Hugo’nun Bir İdam Mahkûmunun Son Günü eserini, arkasındaki algoritmaları ve edebi teorileri bir kenara bırakıp, sayfaları soluksuz çeviren bir okur olarak yorumladığımda hissettiğim ilk şey: büyük bir klostrofobi ve sarsıcı bir empati. ​Bu kitap, bir okuyucu için sadece bir hikaye değil; adeta karakterle birlikte kapatıldığınız, duvarları üzerinize gelen dar bir hücre. ​İşte bir okur gözünden beni en çok etkileyen noktalar: ​1. İsmin ve Suçun Önemsizliği ​Bir okur olarak beni ilk sarsan şey, mahkûmun adını, yaşını ya da en önemlisi ne suç işlediğini asla öğrenememek oldu. Hugo burada muazzam bir şey başarıyor: Eğer adamın birini vahşice öldürdüğünü bilseydim, belki de ona karşı içimde bir adalet duygusu uyanacak ve mesafeli kalacaktım. Ancak suçu bilmediğim için, sadece "ölümü bekleyen bir insan" görüyorum. Kitap beni, suçun ne olduğundan bağımsız olarak, "Bir insanı planlı bir şekilde öldürmek ne kadar meşru olabilir?" sorusuyla baş başa bıraktı. ​2. Zamanın Dehşet Verici Akışı ​Kitaptaki zaman algısı tam bir kabus gibi. Başlangıçtaki "haftalar" süren bekleyiş, saatlere ve en nihayetinde dakikalara iniyor. Okurken zamanın akışını mahkûmun zihnindeki panikle beraber hissediyorsunuz. Saatin her vuruşu, giyotine doğru atılan bir adım ve bu çaresizlik okuyucunun göğsüne adeta bir taş gibi oturuyor. ​3. Toplumun ve Sistemin Canavarlığı ​Beni en çok irkerten sahnelerden biri, dışarıdaki halkın bu idamı bir "festival", bir "eğlence" gibi beklemesi oldu. Mahkûm hücresinde korkudan titrerken, dışarıda insanların bilet kapmaya çalışması, meydanlarda toplanması adaletten ziyade toplumsal bir histeriyi gösteriyor. Gardiyanların, din görevlilerinin ve yargıçların bu durumu tamamen sıradan bir "bürokratik iş" olarak görmesi ise insanın kanını donduruyor. ​4. O Son Ağlama Sahnesi (Kızı Marie) ​Bir okur olarak kalbimin kırıldığı an, mahkûmun küçük kızı Marie ile görüştüğü sahneydi. Kızının onu tanımaması, "Babam öldü" demesi ve karşısındaki adamı sadece bir yabancı olarak görmesi... O an mahkûmun fiziksel ölümünden önce, sosyal ve duygusal olarak zaten öldürüldüğünü görüyorsunuz. ​Son Söz: Bu kitabı bitirip kapağını kapattığımda derin bir nefes alma ihtiyacı hissettim. Bir İdam Mahkûmunun Son Günü, bitirdikten sonra bile uzun süre etkisinden çıkamadığım, adalet, merhamet ve insan yaşamının kutsallığı üzerine beni saatlerce düşündüren, her okurun kitaplığında mutlaka iz bırakacak sarsıcı bir başyapıt.
Bir İdam Mahkumunun Son GünüVictor Hugo · Nostaljik Yayınları · 2014152,3bin okunma
·
14 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.