Bence bazı insanların değeri gerçekten yokluğunda daha net anlaşılıyor ama bu her zaman onların çok büyük insanlar olduğundan değil. İnsan bazen birinin varlığına alışıyor; sesi, ilgisi, yanında oluşu normalleşiyor. Gidince de aslında hayatın içinde ne kadar yer kapladığını fark ediyor.
Ama bence asıl kıymet, biri yok olduktan sonra değil; hâlâ hayatındayken hissedebildiğinde ortaya çıkıyor
Evet, yokluk bazen sadece geride kalan boşluğu görünür kılar; ama bu, değerin yoklukla oluştuğu anlamına gelmez. Asıl olgunluk, birinin hayatımızdaki yerini o hâlâ oradayken fark edebilmek ve ona göre davranabilmektir. 🙂🙏🏻
Katılıyorum size. Değer her zaman yoklukta anlaşılmaz; bazen insan kıymeti yanındayken de bilir. Ama yokluk, o değeri inkâr etmeye fırsat bırakmayan en sert aynalardan biridir. 🙂🙏🏻
Sırf bu sebeple zaman zaman değer verdiğim kişilerin yokluklarını düşünüp hissettiğim duyguları kontrol ederim. Bir nevi prova gibi, bazen de gerçeğe açılan bir ayna gibi oluyor.
Ancak bazı durumlar var ki, yaşamadan bilinemeyen çok kısacık bir an, birilerinin yokluğu canını en çok yakan şey oluyor. Bu durumu kokuya benzetiyorum, insanı çabucak uzun yıllar öncesine götüren, yokken de hayalde canlandırılamayan.
Değerin yoklukta anlaşılması, insan kalbinin bir yanılgısıdır; ona 'göz körlüğü' diyebiliriz. İnsanın gerçek değeri yokluğunda ortaya çıkmaz, sadece bizim nankörlüğümüz o yoklukla yüzleşince gün yüzüne çıkar. Oysa bir canın kıymeti, o nefes alıp yanımızdayken ona gösterdiğimiz ihtimamda gizlidir. Allah’ın yarattığına değer vermek, aslında Yaradan’a olan saygının bir yansımasıdır; bu yüzden kıymet bilmek, bir 'sonradan görme' değil, bir 'nezaket ve şükür' meselesidir."
Belki de mesele bunu ‘yanılgı’ ya da ‘nankörlük’ diye adlandırmak değil; insanın doğası gereği alışkanlık içinde bazı şeyleri sıradanlaştırabilmesidir. Değer ise aslında hep vardır; önemli olan onu kaybetmeden fark edebilmek ve her hâliyle kıymetini sürdürebilmektir hocam. 🙂🙏🏻