·448 syf.····Okunma: 04 Haziran 2026 17:55 Dönemin kahpeliğini hissediyorsunuz okurken. Her cins her rütbe kahpelik. Beş yüz lira etmeyen kahpelikler...
Epey düşündüğüm bir eser oldu. Öyle ki marksist ve din karşıtı olmasına rağmen okuttu. Çünkü bu "rağmen" gösteriyor ki taşıdığın sorumlulukta durmaksızın hakikati araman -öyle onu buldum diye kendini ya da milleti kandırmaktan kaçınman- ve benliğini yalnız geri kalmaktan değil ileri gitmekten de koruman gerekiyor, çizgiyi aşmayı kastediyorum. Zira insan bir kez haddini aşmayagörsün öyle kolay yozlaşıyor ki. Üstüne bir de bu yozlaşma kitleselse, yazarın bu nefret tavrı bir nebze anlaşılabiliyor. Ezanı dilenciye benzetiyor, örtü bir kara leke, ne anladıysa ondan Yasin'e bile öfkelenmiş. Anadolu'daki mücadeleyi sanki din düşmanları sürdürüyor gibi konuşmak, hele bunu fransız kadınları özleyen batı özentisi heriflerin yapması kanıma dokunsa da; sanırım tarihi biraz da savaşta ölmeyen adamlar yazıyor.
Peki sen "vatan uğruna" türlü türlü kahpeliklerin ne kadarından sakınırdın? Kemiklerin sızlasa, gözün de patlasa? Veya boş bir odada hiçbir şeysiz yılları beklerken? Donarken ya da kan üstünde akarken?
Biz yazarın dediği gibi, savaşı ve vatan kazanmayı aruzlu beyitlerden ibaret biliyoruz. Böylesi korkunç acılar üstüne laf söylemek ne haddimize...