·240 syf.··Beğendi
···Okunma: 04 Haziran 2026 22:22 Kıskanmak, aslında benim dizi sayesinde tanıdığım bir roman oldu. Ancak romanı okuduğumda diziden bambaşka bir hikaye karşıma çıktı. Dizinin hayranlarından biriyken senaryonun asıl konudan sapması üzerine diziye karşı son bölümlerde motivasyonumu kaybetmiştim.
Hikaye ile haliyle dizi üzerinden tanışmış biri olarak ben dizideki gibi kitapta da Seniha’nın iç dünyasını baskın bekliyordum.Ama kitap daha çok Mükerrem ve Nüzhet’in ilişkisi odaklı ilerliyor. Seniha’nın annesinin tavırlarından ötürü küçük yaştan beri kendisinden 7 yaş büyük ağabeyini kıskandığına anca son sayfalarda yer verilmiş.
Kitabı okurken tesadüfen aynı adlı Zeki Demirkubuz’un filmi olduğunu görünce hemen onu da izledim. Bu üçleme içinde en zayıfının film olduğu düşüncesindeyim. Filmin akışı çok yavaş ve cast seçimi oldukça zayıftı.
Kitaba geri dönecek olursak eski dilde ifadeler olsa da anlatımı akıcı buldum. Seniha karakterinin ağabeyine beslediği karmaşık duyguları baskın olarak veriliyor. Ağabeyinin acınası görünmesinden bedbaht halinden yer yer keyif alıyor, yer yer de ona üzülüp yardım etmek istiyor. Aslında Mükerrem ile Nüzhet’in gönül ilişkisine sırf ağabeyinden intikam almak için destek veren Seniha’nın bazı bölümlerde de ağabeyini savunduğunu ve ona arka çıktığını görüyoruz. Seniha aslında yıllardır adaletsizliğe uğradığı ve kendisi hep düşkün durumda kaldığından sürekli ağabeyi ile rekabet halinde bir tavır sergiliyor. Ona karşı maddi ve manevi üstünlüğü elinde bulundurduğu sürece Seniha ağabeyinin de kötülüğünü istemiyor gibi geldi bana. Yılların açığını kapamak istiyor diyebiliriz. Yine de karakter bende sempati uyandırmadı açıkçası. Göz göre göre bir cinayetin azmettiricisi olması, cinayet sonrasında da hiçbir pişmanlık ve üzüntü yaşamaması onun kıskançlığının boyutlarının ne derece olduğunun açık bir kanıtı olarak karşımıza çıkıyor. Bütün bunların yanısıra romanda sadece kıskanmak duygusunun sonuçları değil, hikayenin geçtiği dönem Türkiye’sinde Zonguldak gibi küçük bir Karadeniz şehrinde yaşayan insanların hayat tarzı, kafa yapısını, kadına bakış açısını da oldukça fazla deneyimleme fırsatımız oluyor. Günümüzde bu ne kadar değişti ya da mesela Mükerrem’in yaptığını Halit yapsaydı Mükerrem gidip metresini öldürür müydü? Kendisinden yaşça çok büyük biriyle görücü usulü evlendirilen Mükerrem’in bu gönül macerasına düşüşü için acımasız bir yargılama yapmak doğru olur mu? Neticede, insan özgür bir biçimde vermediği bir karardan sorumlu tutulabilir mi? Bunların da yoruma açık noktalar olduğu kanaatindeyim.
Özellikle psikolojik romanları sevenlere kitabı kesinlikle tavsiye ederim.