Hamdi Koç’un Doğan Kitap’tan çıkan yeni romanı Zarar Vereceksin, güçlü bir başlangıç ve yüksek tempolu anlatımıyla okuru ilk sayfadan hikâyenin içine çekiyor.
Bir suikast gecesinin karanlığından yola çıkan roman, bireysel bir intikam hikâyesi gibi başlıyor ancak bugünün Türkiye’sine dair sert ve çarpıcı bir tabloya dönüşüyor.
Her ne kadar zaman belirtilmemişse de hikayenin 1960’larda geçtiğini anlayabiliyoruz.
Başkarakter Mesut; Ünye’de kendine kalan mirasın peşinde ama bu mirası alabilmek için bir çok engel var önünde. Bir yandan alacağını tahsil etmeye çalışırken bir yandan da kendisine pusu kuranları bulup intikam almak istiyor.
Kitapta neredeyse her sayfada bir ölüm, bir pusu ya da bir cinayetin planı var... sert, karanlık ve şiddet dozu yüksek bir hikâye.
Roman ilerledikçe Mesut’un sadece bireysel bir hesaplaşma içinde olmadığını, aynı zamanda devletin, polisin ve bürokrasinin de güvenilmez olduğunu yaşayarak öğrendiğini görüyoruz.
Her şey çıkar ilişkilerine bağlanıyor, hukuk sistemi anlamını kaybediyor, dost bildiklerinin bile düşman olabileceği ortaya çıkıyor.
Suçun nasıl meşrulaştırıldığını ve çıkar uğruna insanların (hatta devletin en üst düzey bürokratı olan valinin bile) nasıl değişebildiğini net şekilde hissettiriyor.
Ve bu da sistemin ne kadar yozlaştığını daha görünür hale getiriyor.
“Zarar Vereceksin" Mesut’un kendi halindelikten zalimliğe giden yolunu özetliyor aslında..
Yani süreç onun hayatta kalma ve varoluş mücadelesine dönüşüyor.
Hamdi Koç’un anlatımını sevdim; yer yer okuru güldürürken keskin cümleleriyle de düşündürüyor.
Genel olarak güçlü bir başlangıcı olan, temposu yüksek ve gerilimi sürekli hissedilen bir roman.