Hercule Poirot sonunda güzel bir tatil için Kaçakçılar Adasındaki otele gider. Orası her müşteriyi kabul etmeyen bir yerdir. Poirot ayağının tozuyla çeker gibi cinayet vakası çeker tabii. Gökkuşağı gibi renk renk konukların olduğu otel en dikkat çeken kişi; ünlü aktris Arlena Stuart'tır. Kadın herkesin bi kez daha bakmak isteyeceği bi auraya, güzelliğe sahiptir. Eşi, üvey kızları Linda ile güzel bi tatil yaparken Peri Koyunda ölü bulunmasıyla cennet gibi yer cehenneme döner. Poirot, polislerle olayı inceler fakat bu olay tam bi çıkmaza girer her defasında çünkü suçlanacak kimse yoktur. İlk olarak kadının eşinden şüphelenmektedir. Çünkü kadın kocasını başka erkeklerle aldatıyordur hatta otele görüştüğü Patrick ve onun eşi Christine gelmiştir. Tanıklar ve olayın seyri katilin eşi olmadığını gösterir. Kadının sevgilisi Patrick ise o cinayet saatinde herkesin olduğu plajdadır. Kocasının Arlena ile kendisini aldattığını düşünen Christine ise o sırada başka koydadır ve yanında bir şahidi vardır. Peki kim kadını boğarak öldürmüştür? Herkesin bor görgü tanığı olduğu olayda bi kaç ipucu vardır. Bi cam şişe, banyo suyunu sesi, eski iki cinayet ki bu cinayetlerden bir tanesi olaya resmen ışık tutmaktadır. Yine Poirot usta zekasıyla ipuçlarını birleştirip eski parçalarını yerlerine koyduğu zaman cinayetin neden ve kimin işlediğini öğrendiğimde şoka girdim ve 'Vay be,' demekten kendimi alamadım şüphelendiğim kişilerden çıktı ama bunun amacı çok farklıymış. Sevgili yazarımız bizi her defasında soluksuz okutup şok ediyor. Mutlaka okuyun!️