"Anılar kapıları araları kapılar ise bütün o canavarları içeriye davet eder."
Temmuz'un uzun süredir nefesini kesen bir sorunu vardır; uykusuzluk. Yetmezmiş gibi birde uyuyabildiği nadir zamanlarda boğuştuğu görüntüler; ormanın ortasında öylece durup onu çağıran Beyaz bir ev, karakterlerin deyimiyle 'Rüya Evi'.
Alkol ve intiharın eşiğinde ince bir ip üzerinde yürüyen Temmuz, onu bu halde görmeye daha fazla katlanamayan arkadaşlarının ısrarıyla bu evin peşinde düşer. Ama kendini şehirden uzak, ağaçlarla çevrili, terk edilmiş, kimsesiz bir evin karşısında bulduğunda aklından geçen, arkadaşlarını da peşinden sürüklemenin büyük bir hata olduğudur. Çünkü eve ve kendine dair öğreneceği şeyler onu büyük bir kabusun içine sürükleyecektir.
"Kapı aralanıyor çocuklar. Esintiyi hissediyor musunuz?"
Sizlere kendi kitabımın incelemesiyle selam vermek istiyorum. Kitabımızın konusu kabaca bu şekilde. Korku, gerilim ve psikolojik öğelerle harmanlanmış. Bunların yanında arkadaşlık, ölüm, yaşam, intihar, sorgulama gibi konuları da içinde bol bol barındırıyor.
Daha ilk sayfadan itibaren kendinizi ormanın ortasında, etrafı sisle kaplı terkedilmiş o evde buluyor ve sayfa sayfa sisin arkasında neyi sakladığını evde yaşanan olaylarla beraber öğreniyorsunuz. Zamanla evin ardında yatan hikaye, sisin örttüğü o canavardan daha da korkunç bir hal alıyor. Daha fazla şey söyleyip sürprizi bozmak istemem. Ama içinde daha fazlasını barındırdığını söyleyebilirim sanırım.
Herkesin kendinden küçükte olsa bir şeyler bulabileceğine inandığım bir roman. Bana sorarsanız hepimiz hayatımızın en az bir döneminde Temmuz kadar dibe batmış ve dünyayla beraber dönmek yerine onu izlemeye çalışmışızdır. Uykularımız kaçmış ve köşeye sıkışmış hissetmişizdir. O yüzden izin verin Temmuz size hikayesini anlatsın. Ona bir kulak verin, en kötü kapının arkasından dinleyin ama sakın kapıyı aralamak gibi bir hata yapıyım demeyin. Söylenildiği gibi '...kapı aralanır ve canavarlar dışarıya çıkar.'
Kusursuz bir ilk roman olduğunu düşünmüyorum ama bence bir şansı hak ediyor. En azından görüşlerinizi ölesiye merak ediyorum. Size birkaç tane alıntı bırakıp şimdilik bu incelemeyi noktalıyorum. Ha! Bir de unutmadan, eğer içeri girmeyi düşünüyorsanız size bir tavsiye, en rahat nerede uyuduğunuzu hatırlayın. Bu hayatınızı kurtarabilir.
"Ama sürekli çakırkeyif takılmak ona iyi geliyordu. Yavaş yavaş, yudum yudum. Beyninin bir kısmı uyuşmuş, sürekli elinde bir şişeyle. Şişe imdadına yetişmek için elinde. Kafasının tamamen ayıldığını hissettiği an biraz daha. Bir yudum daha.
-Nasıl oluyor da miden bu kadarını kaldırıyor.
-Zihnim bu kadarını nasıl kaldırıyorsa. "
"Bütün bu parçaları birleştirdiğimde uyuyabilecek miyim, yoksa gözlerimi bile kırpamayacak bir duruma mı düşeceğim ?"
"Hayatlar, kapalı kapılar ardına saklanan hikayeler...Öyle renkli bir karanlığa sahipler ki sanırım bu yüzden bu durumdayım. Açıkça karanlığım. Onların aksine kandıramadım kendimi. Onlarınki cam, benim evim ise aynalarla çevrili."
"Kafanızın içindeki canavarı tam anlamıyla gördüğünüzde onu bir kurşunla dağıtmak isterdiniz, mideniz başka türlüsünü kaldırmaz."