Bütün bu mevcudatın bile aslı, basit bir noktadan başka neydi ?
—Uzvî ve manevî varlığı ile, koskoca bir hilkat âbidesi olan insanın da aslı, bir noktadan başka nedir?
—Sonra mükevvenatın azameti içinde, arz da bir nokta değil midir?
Ya o, insanların vücuda getirdiği eserler, mabedler, saraylar, âbideler, kervansaraylar, heykeller, henüz vücuda getirilmeden evvel, yani daha insan kafasında, tasavvur halinde iken, bir noktada gizlenmiş değil midir ?
—Hâsılı mana, noktadadır; tafsilât, teşekkülât [meydana gelmeler.] ise kılükal [Dedikodu, söylenti:] ve teferrüattır.
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.