Live, dear reader. Live.
10/10
·702 syf.··
2026 29. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 00:00
Olmaktan korktuğum yerdeyim maalesef muhteşem bir fantastik serinin sonuna geldim. Bitmemesi bu dünyadan kopmamak için büyük uğraşlar verdiğim araya sayısız farklı tür kitap dünya karakter sıkıştırdığım ama bitirmekten de kendimi alıkoyamadığım bir güzel macera idi. Uzun bir seriye kendine adamadan önce serinin son kitabının yorumlarına bakarak sonu beğenilip beğenilmediğine göre karar veren benim gibilere demek istiyorum ki; başlayın ben sizin arkanızdayım bu muhteşem seriye başlayın ve asla pes etmeyin sonunu görün. Ama ilk kitabınız Throne Of Glass değil kesinlikle The Assassin's Blade olsun. The Assassin's Blade'in ilk kitap olarak okunmasını savunacağım son nefesime kadar. Kim ne derse desin bence ilk bu novella niteliğindeki kitapla başlanmalı çünkü bu kitap hiçbir spoilera maruz kalmadan okunmalı. Kronoloji, duygusal etki ne derseniz diyin bunun birçok nedeni var spoiler olmasın diye detaya girmeyeceğim ama beni dinleyin. Neden böyle tavsiye ettiğimi seriyi yarıladığınızda anlayacaksınız. İlk olarak okuyup pişman olanı da görmedim onu da söyleyeyim. Ayrıca kitabı evde okuyun ve sonlara doğru mendillerinizi hazırlayın. İş bu tarih olmuş hala TAB kitabının yasını tutuyorum gördükçe içim buruluyor belirtmek isterim. Bu seriyle ilgili söyleyebileceğim tek kötü şey daha önce Empire Of Storms yorumumda da belirttiğim gibi maalesef Türkçe baskısı. Bu yayınevi sayesinde kitapları orijinal dilde okuma alışkanlığı kazandım İngilizcem gelişti bu konuda teşekkürlerimi sunmak isterim. Emeğe saygım var ancak Türk okuyucularına böyle kötü bir baskıyı layık görenleri asla affetmeyeceğim. Çevirmeni kitapların hem orijinal metnini hem kendi çevirisini yanyana koyup tekrar baksın bana hak verecektir. Özellikle son kitapların bir editörün elinden geçtiğine inanmak dahi istemiyorum. Hayatımda ilk dafa bir kitabın çevirmeninin ismini internette araştırıp başka hangi kitapları çevirdiğine baktım uzak durmak için. Ben ilk serinin yarısını Türkçe okuyup sonra orijinale geçtim. Eğer imkanınız ve diliniz varsa bu efsane seriyi orijinal dilinde yani İngilizce okuyun. İngilizce az biliyor iseniz okurken Türkçe ve orijinali yanyana olsun çok zorlandığınızda bakın gerekirse. Ancak herkes tabiki dil bilmek zorunda değil tüm seri yeniden çevirilip düzenlenip basılmalı bu efsane seriye ve bu okuyuculara yakışır şekilde, naçizane. Tekrar seri hakkında genel yorumuma geri dönersek, yazar daha ilk kitaptan (benim için yukarıda da bahsettiğim gibi TAB oluyor) domino taşlarını tek tek dizmeye başlıyor. Kitapta geçen her karakterin her olayın her kelimenin bir anlamı ve önemi var. Siz okurken çoğu şeyi belki anlayamıyorsunuz ama sonlara doğru büyük resmi görmeye başlıyorsunuz. Yazara bazı yerlerde kızıyorsunuz neden öyle yaptığına anlam veremiyorsunuz bazen karakteri başta sevmiyorsunuz belki ama "trust the process" dedikleri şey tam olarak bu seride geçerli. Let her cook tam anlamıyla. Benim için yazar bu seride bir mastermind örneği sergiliyor zekice yazıyor. Sizi bin parçaya bölüp sonra o parçaları topluyor. Hayatımda hiçbir kitap için TAB ve Kingdom of Ash okurken olduğum kadar gözlerim şişercesine ağlayıp okurken yazıların bulanıklaştığı kitabı kapatıp kendime gelmeyi beklediğim ve bittiğinde de yas tutar olduğum kitap olmadı. Kağıt üzerindeki mürekkebin bende nasıl bu kadar etkisi olabilir diyorsunuz. İyi bir yazarın elinden çıkmış iyi bir kurguyu iyi bir kitabı okuyorsanız oluyormuş. Bu seriyi ben romantasy kategorisine sokmuyorum. Bence epik fantastik, romantik unsurlar ön planda değil. Kendini bulma hayattaki zorluklardan sonra ayağa kalkma yaşam mücadelesi savaşma umut etme çabalama asla pes etmeme arkadaşlıklar fedakarlıklar hayallerin peşinden koşma gibi daha çok bir kişisel gelişim kitabının size sağlayacağı şeyleri müthiş bir kurgu etrafında size sunuyor. Final kitabının sonundaki teşekkür yazısına kadar hem de. Kim ne derse desin Sarah J. Maas benim için en iyi fantastik yazarlardan biri ve bu serisinin üstüne çıkması da kolay iş değil. Serinin ilk kitaplarını çok genç bir yaşta yazmaya başlıyor yanlış hatırlamıyorsam 16 yaşında zaten başlarda bunu hissediyorsunuz bu yüzden okumayı bırakmamanız çok önemli. Heir of Fire'a kadar ben tam olarak serinin değerini olayını pek anlamadım hatta HOF okurken sıkıldığm oldu, yazarın yöneldiği yolu sevmedim o sırada benim için hala Acotar çok daha iyi bir serisiydi ama serinin yarısından sonra müthiş açılıp şimdiye kadar okuduğum en iyi fantastik seri tahtına oturdu. Issız bir adaya düşsem yanıma alacağım ve hayatımın sonuna kadar tekrar tekrar okuyabileceğim bir seri oldu benim için. Bu son kitap hakkında eleştirilerim de var tabiki buradan sonra küçük spoiler olabilir dikkat. Serideki en sevdiğim karakter olan Manon ve Dorianı kitabın sonunda daha fazla okuyamamak onlara daha iyi bir son yazılmaması herkes mutlu sona ulaşırken onların ulaşamaması yarım bırakılması hiç hoşuma gitmedi bu herkeste gördüğüm kadarıyla ortak bir sitem. Daha fazla sayfa olsa yine okurdum ama Aelin'in Anielle'den Terrasen'a gidiş sürecinin bu kadar uzun tutulması yorucuydu benim için, bir an önce var artık be kadın oldum yalan yok. Yavrum Aedion kahroldu orada. Ayrıca kitapta bazı gereksiz ölümler de oldu bence. Burada sana bakıyorum aslan. Ölmesinin ben gerekliliğini anlamadım açıkçası, ne kadar kızsam ve yüreğimi bırakmış olsam da diğer büyük fedakarlığın (okuyanlar anladı) amacını anlayabiliyorum. Lakin kahroldum sayın okuyucu kahroldum... kraliçem bunu haketmedi. Eleştirilerim olsa da yazılabilecek en güzel finallerden biriydi bence. Ne maceraydı ama ne badireler atlattık Aelin'le ve diğerleriyle beraber. Güçlü kadın karakterleri okumaya bayılıyorum onu da bu yazar çok güzel yazıyor. Bu kitapların bana okurken hissettirdikleri de o kadar güzeldi ki sanırım o hisleri arıyor olacağım ilerdeki okumalarımda da peşimi asla bırakmayacaklar. Velhasıl kelam; Her şeye rağmen yaşayalım dostlarım. To whatever end.
Kingdom of AshSarah J. Maas · Bloomsbury YA · 20181,435 okunma
·
59 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.