Romanın en güzel yönlerinden biri, olaylardan çok Werther'in ruh hâline odaklanmasıdır. Eser mektup biçiminde yazıldığı için onun zihninden geçenleri ve hissettiklerini doğrudan okuruz. Bu da okuyucunun Werther'le empati kurmasını neredeyse kaçınılmaz hâle getirir. Bazı sayfalarda acısı öylesine içten anlatılır ki kendinizi onun yerine koymaktan alıkoyamazsınız.Romanda işlenen temalar da insanın içine işliyor: karşılıksız aşk, yalnızlık, bireyin toplumla uyuşamaması, özgür olma isteği, duyguların aklı alt etmesi… Werther sadece Lotte’yi sevdiği için acı çekmiyor, aynı zamanda bu dünyaya tam olarak ait hissedemediği için de çekiyor. Toplumun kuralları ona hep dar geliyor.Beni en çok etkileyense Werther’in yaşadıklarının bu kadar gerçekçi ve samimi anlatılmasıydı. Onun umutsuzluğu, çaresizliği, zaman zaman insanın kendi hayatında da hissettiği şeyler değil mi? Ama Werther’in sorunu, duygularını kontrol etmeye çalışmaması; tamamen onlara teslim olması. İşte onun trajik sonu da buradan geliyor.