Puan vermedi·160 syf.····Okunma: 07 Haziran 2026 20:43 Bazı hikâyeler vardır; kötülüğün büyük sebeplerden değil, insanın içinde büyüttüğü küçük kırgınlıklardan doğduğunu anlatır. Günlükteki Yabancı da tam olarak böyle bir roman.
Kitabın merkezinde Derya var. Deniz kadar huzurlu bir yüreğe sahip olan ikiz kardeşinin yanında büyüyen Derya, ailesinin sevgisinde bir eksiklik yaşamasa da kendisini hep eksik hissediyor. Kardeşinin sahip olduğu yetenekleri, gördüğü ilgiyi ve insanlarla kurduğu bağı kıskançlıkla izliyor. Zamanla bu kıskançlık, masum bir kardeş rekabetinden çıkıp hayatları değiştirecek kadar büyük bir karanlığa dönüşüyor.
Roman boyunca insan, Derya'nın yaptığı seçimlerin yalnızca bir kişiyi değil, bir aileyi nasıl etkilediğine tanıklık ediyor. Bir insanın kazanma arzusu uğruna ne kadar ileri gidebileceğini, sevginin yerini hırs aldığında geride nasıl bir yıkım bıraktığını görüyoruz. En acı tarafı ise Derya'nın elde etmek için mücadele ettiği hiçbir şeyin ona gerçek mutluluğu getirmemesi.
Kitap, sadece bir kıskançlık hikâyesi anlatmıyor. Aynı zamanda aile bağlarını, vicdanı, pişmanlığı ve insanın kendi içindeki karanlıkla mücadelesini de sorgulatıyor. Okurken sık sık şu düşünceye kapıldım: Bazen bir insanın hayatını değiştiren şey yaşadığı eksiklikler değil, o eksikliklere yüklediği anlam oluyor.
Nehir Güzel, karakterlerin duygularını yargılamadan anlatırken okuru da olayların içine çekmeyi başarıyor. Bu yüzden Günlükteki Yabancı, yalnızca ne olduğunu merak ederek değil, neden olduğunu anlamaya çalışarak okunan bir kitap hâline geliyor.
Sonuç olarak; bir ailenin görünmez bağlarla birbirine tutunuşunu ve bir insanın içindeki kıskançlığın bu bağları nasıl koparabildiğini anlatan, pişmanlığın ve vicdanın izlerini uzun süre hissettiren etkileyici bir romandı.