Deniz Eldam, Gözlerin Karanlığa Alışınca adlı eserinde modern bireyin iç dünyasını ve aile dinamiklerini psikolojik gerçekçilikle harmanlar. Yazarın üslubu, minimalist diyaloglar ve duyusal detaylarla zenginleşen bir yalınlığa sahiptir. Metinlerdeki deneysel yapı, sıradan eylemlerin altına gizlenmiş yoğun bir gerilimi ve can sıkıntısını yansıtır.
Eserin isminde vücut bulan "karanlık" metaforu, sadece fiziksel bir ışıksızlık değildir. Bununla birlikte, aile içi iletişimsizliğin, travmaların ve "söylenmeyenlerin" simgesidir. Kullanılan birçok imge karakterlerin bastırılmış dürtülerini erkek egemen bir dunyada toplumsal rollerin yarattığı boğucu ağırlığı temsil eder. Yazar okuru tekinsiz bir atmosfere yavaş yavaş alıştırır. Karakterlerin bu karanlığa alışması, aslında hayatın kaçınılmaz trajedileri ve hayal kırıklıklarıyla başa çıkma biçimleridir. Bu bağlamda eser, gündelik hayatın maskeler ardındaki gölgeli yüzünü ustalıkla deşifre eder.
Tabii ki favori öykülerim var; Amcamın Domuzu, Peki Ya Bu Havva'nın nesi var? , Uterus Dentata, içinde yılan gibi kıvrılarak ilerleyebileceğimiz bir geçit..
Emeğine sağlık Gözlerin Karanlığa AlışıncaDeniz Eldam