#HollySeddon
#SakınGözleriniKapama
#YabancıYayınları
“Bir kez yalan söylediniz mi yolunuzu da seçmiş oluyorsunuz bunun dönüşü yoktur. ”
“Bir aileyi ayakta tutan şey ortak yalanlarsa, o ev artık bir yuva değil, sadece suçun örtüldüğü bir suç mahallidir.”
Geçmişin hayaleti kapınızı çaldığında; Bazı sırlar paylaşıldıkça azalmaz, aksine sahiplerini diri diri gömer."
* * * * * * * * *
Merhaba sevgili dostlar 🪽
Holly Seddon, bizi sadece bir gerilim hikâyesine değil;
"Bir annenin, çocuklarının çığlığına sağır kalması mı daha affedilmezdir, yoksa o eve , o "canavarı" kendi elleriyle buyur etmesi mi
sorusuna cevap ararken aynı zamanda , parçalanmış bir çocukluğun enkazına da davet ediyor.
Hikâyenin kalbinde, birbirine zıt fakat bir o kadar da aynı trajedinin iki yarısı olan, ikiz kız kardeşler var..
Bir yanda şöhretin zirvesindeyken panik atakların pençesinde kaybolan, kendini eve hapseden ve dünyayı sadece karşı apartmanı izleyerek kontrol edebileceğine inanan Robin...
Diğer yanda ise geçmişin yalanlarından kaçarken ikizine sığınmaktan başka çaresi kalmayan Sarah.
Kitap, "Geçmiş" ve "Günümüz" sarkacında gidip gelirken; küçük bir çocuğun dünyasında başlayan o sessiz travmaların nasıl devasa bir yıkıma dönüştüğüne şahit oluyoruz.
Ancak bu yıkımın asıl mimarı ,hikâyenin ise en can yakıcı ve mide bulandırıcı katmanı, şüphesiz ki o eve bir "koruyucu" maskesiyle giren ama aslında Robin ve Sarah’nın çocukluğunu parça parça kemiren , kendisini bir kaşık suda boğasım gelen üvey baba figürüdür..
Yazarın satır aralarına gizlediği bu şahsiyetsiz/ sıfatsız adam müsfettesi sadece bir yabancı değil; kızların masumiyetini sömüren, varlığıyla korkuyu sıradanlaştıran ,onların ruhsal evrenine sızan ve orayı içeriden çürüten ,rafine bir istilacı / istismarcıdır ..!!
Bir çocuğun en güvenli kalesi olması gereken yuvayı , bir mayın tarlasına çeviren bu adamın cürreti kadar;
En az üvey baba kadar canavar, en az onun kadar karaktersiz olan annenin bu yıkıma sunduğu "sessiz rıza" da hikâyenin en trajik yanını oluştururken aynı zamanda okuru derin bir öfkeye sürüklüyor
Üvey baba, dışarıdan bakıldığında aileyi "tamamlayan" bir parça gibi görünse de, aslında kızların ruhunda asla iyileşmeyecek olan o yarayı açan , o elin ta kendisi aslında ..
Ailelerin "koruma" maskesi altında söyledikleri o yalanlar; böylece, el birliğiyle birer suç ortaklığına dönüşüyor..
Annenin ise kendi konforu ve yalnızlık korkusu uğruna kızlarının çığlıklarına sağır kalması, görmemesi ve susması bu trajediyi bir "ihmalden" çıkarıp bilinçli bir ihanete ve istismara dönüştürüyor, sosyal medyadan, belki de çevremizden hiçte yabancı olmadığımız
Tam bu noktada yazar bizlere şu soruları soruyor
Sizce bir aileyi ayakta tutan şey gerçekler midir, yoksa herkesin inanmayı seçtiği o ortak, yıkıcı yalanlar mı
Ve daha da önemlisi; bir çocuk, ailesinin sustuğu gerçeklerin bedelini tüm ömrü boyunca ödemek zorunda mıdır
* * * * * * * * *
İtiraf etmeliyim ki; büyük bir merak ve hevesle başladığım bu yolculuğun sonunda ne yazık ki aynı heyecanı koruyamadım
Kurgu; çocuklukta yaşanan o sarsıcı travmaların derinliğine tam olarak inmek yerine, daha yüzeysel bir tatda kalmayı tercih etmiş.
Böylesine aşağalık, sinsi, sert, bir üvey baba figürünün, böylesine ağır bir çocukluk enkazının faturası çok daha kan donduran, çok daha hesap soran bir yüzleşmeyle kesilmeliydi
Karakterlerin yaşadığı o derin acıların finalde daha sarsıcı bir karşılığı olmalıydı bana göre ..
Çünkü Robin’i dört duvar arasına hapseden, Sarah’yı ise köksüz bir firari yapan asıl gardiyan bu karanlık geçmişti.
Sonuç Olarak;
Eğer beklentinizi yüksek tutmadan; aile içi dinamiklerin, travmatik çocukluk anılarının ve "çerezlik" tabir ettiğimiz gizem dolu bir hikâyenin izini sürmek isterseniz bu kitaba bir şans verebilirsiniz .
Fakat türün kült örneklerindeki o zihin yakan ters köşeleri bekleyenler için olay örgüsü, özellikle de o büyük hesaplaşma anı zayıf kalacaktır..