John Connolly | Karanlığın Fısıltıları
———————————————————
Bu kitaba başlarken beni klasik bir polisiye gerilimin beklediğini düşünüyordum. Fakat kitap ilerledikçe bunun yalnızca bir kayıp çocuk vakasını anlatmadığını, içerisinde doğaüstü unsurların, medyumluğun
yer aldığı oldukça farklı bir kurgu olduğunu gördüm.
• Kitap, iki yaşındaki Henry Clark’ın beşiğinden kaybolmasıyla başlıyor. Olayın ardından tüm şüpheler annesi Colleen Clark’ın üzerine yönelirken, davaya dahil olan özel dedektif Charlie Parker ve avukat Moxie, olayın göründüğünden çok daha karmaşık olduğuna inanıyor. Özellikle Charlie Parker’ın kendi geçmişinde yaşadığı evlat kaybı nedeniyle davaya yaklaşımı karaktere duygusal bir derinlik katıyordu.
• Kitabın en sevdiğim taraflarından biri Sabina Drew’ın dahil olmasıydı. Kayıp ve öldürülmüş çocukların ruhlarıyla iletişim kurduğunu iddia eden bu karakter sayesinde kurgu yalnızca bir polisiye olmaktan çıkıp paranormal gerilim tarafına doğru evriliyor. Özellikle bu bölümler kitabı benim için daha ilgi çekici hale getirdi.
• Kitap ilk 200 sayfaya kadar oldukça akıcıydı. Fakat bu noktadan sonra kitap ilerlemekten çok genişlemeye başladı. Yeni karakterler, yeni detaylar ve farklı bağlantılar eklenirken zaman zaman ana olayın geri planda kaldığını hissettim. Hatta bazı bölümlerde sonuca yaklaştığımızı düşünmek yerine kitaba yeni şeylerin eklenmeye devam edeceğini düşündüm.
• Ayrıca yaklaşık 500 sayfalık bu kitabın daha kısa tutulması halinde çok daha etkileyici bir okuma deneyimi sunabileceğini düşünüyorum. Çünkü temelde kayıp bir çocuk, suçlanan bir anne, şüpheli bir baba ve kasabanın karanlık sırları üzerine kurulan oldukça güçlü bir fikir var. Ancak bazı sahnelerin ve detayların gereğinden fazla uzatılması zaman zaman okuma temposunu düşürdü.
Genel olarak kitap, polisiye ile paranormal gerilimi bir araya getiren, ne kadar anlatımındaki yoğunluk ve karmaşıklık nedeniyle bazı noktalarda beni zorlamış olsa da karanlık kurguları seven okurların ilgisini çekebileceğini düşündüğüm bir kitap .