Gönderi

9/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
Çok güzel ve çok etkileyici bir kitap okudum. Sıkıcı ve romantik bir tren romanı okuyacağımı zannederek başladım. Ama çok nadir olan bir şey oldu ve daha ilk sayfadan bu kitabı çok seveceğimi anladım. Hatta bununla da kalmadı; gözlerimi dolduracağını da hissettirdi. Roman boyunca da bu hislerim hiç değişmedi. Zaman zaman okurken ruhsal olarak beni zorladı, mola vermek istedim; ama olay örgüsü o kadar güzel kurgulanmıştı ki bir an bile elimden bırakamadım. Neydi peki bu kadar güzel olan? Malma İstasyonu'nda olaylar tek bir anlatıcının ağzından aktarılmıyor. Roman, farklı bölümlerde farklı karakterlerin bakış açılarına geçiyor. Ana karakter olan Harriet kendi çocukluğunu ve yaşadıklarını anlatıyor. Oskar, Harriet ile evliliğini ve ilişkilerindeki dinamikleri kendi açısından aktarıyor. Yana ise anne ve babasıyla olan ilişkisini, onların ona yaşattığı deneyimleri anlatıyor. Bu anlatımlar -beklendiği gibi- birbirinden kopuk hikâyeler değil; aynı aile tarihinin ve aynı duygusal mirasın farklı parçaları. Aslında tek bir hikâyenin farklı kuşaklar ve farklı bilinçler üzerinden anlatılması söz konusu. Romanın önemli temalarından biri de travmanın, sevginin, ihmalkârlığın ve aile içi davranışların nesilden nesile nasıl aktarıldığı. Bu yüzden Harriet'in çocukluğu, Oskar'ın evliliği ve Yana'nın yaşadıkları birbirine bağlı halkalar gibi okunabiliyor. Bir çocuğun dünyasına atılan küçücük bir taşın nasıl halka halka büyüyerek tüm yaşamını, hayatına giren insanları ve hatta sonraki nesilleri etkilediğine tanık oluyoruz. Malma İstasyonu çok hüzünlü bir hikâye. Ama bu hüznün yanında zehirli bir yanı da var. Bir çocuk, ailesi tarafından yalnızca karşılıksız sevilmek ister; ama Harriet bunu hiç bulamadı. Hep istenmeyen, hep fazlalık olan tarafta kaldı. Bu da ona hayatı boyunca taşıyacağı ağır bir yük bıraktı. Romanlardan aklımda kalan bir sahne seçmeyi çok seviyorum. Bu kitaptan benimle kalan sahne ise şu oldu: Oskar'ın, Harriet’ın ona tüm hayatını büyük bir şeffaflıkla anlattıktan sonra, bütün bunları bir tartışma sırasında ona karşı kullanması. Oskar’ın Hariet’ı zehirlemesi. Burada özellikle "yaralamak" değil, "zehirlemek" kelimesini seçiyorum. Çünkü yaralanan bir insan yaşamaya devam edebilir; ama zehirlenen bir insanın içinde o zehir hep kalır. Bir insanı geçmişinin duygusal yükleriyle zehirlemek, sanırım yapılabilecek en vicdansızca şeylerden biri. Bana çok güzel bir okuma deneyimi yaşatan bu roman sayesinde, daha önce hiç edebiyatını okumadığım bir ülkenin dünyasına da adım atmış oldum. Bu okumadan fazlasıyla doyum aldığımı hissediyorum. Herkese iyi okumalar.
Malma İstasyonuAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20245,4bin okunma
·
32 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.