Gönderi

Aynı Duygunun İzinde
8/10
·82 syf.··
Beğendi
·
2026 51. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 09:34
Şiiri hep sevmişimdir. Çok şiir okudum demek istemiyorum çünkü şiir sayıyla ölçülen bir şey değil. Ve açıkçası ikinci defa bir şiir kitabına inceleme yazıyorum. Çünkü şiirin duygusunu, insanda bıraktığı izi nasıl anlatmak gerekir, bunu ben de tam olarak bilmiyorum. Yıllardır farklı yazarların, farklı şairlerin pencerelerinden dünyaya bakmaya çalıştığımı söyleyebilirim. Buna rağmen şiirlerde beni en çok etkileyen şeylerden biri hep aynı oldu. Şair bir dizeyi yazarken ne gördü, ne yaşadı, ne hissetti bilmiyoruz. Belki bir pencerenin önünde duruyordu. Belki denize bakıyordu. Belki yalnızca bir anıya, bir hayale ya da gerçekten bir kişiye. Ama şiir yayımlandığı anda o pencere artık yalnızca ona ait olmaktan çıkıyor. Herkes aynı şiire başka bir yerden bakıyor. Hatta bazıları baktığı yerin bir pencere olduğunun bile farkında olmuyor. Belki şair denizi anlatıyordur, okur ayrılığı görür. Belki şair bir vedayı anlatıyordur, okur umudu bulur. Belki şair yalnızlığı yazıyordur, okur aşkı okur. Ve bence bunların hiçbiri yanlış değildir. Hatta olması gereken de budur. Ben Mavide Beyaz HalkaMavide Beyaz Halka’yı okurken bunu birçok kez düşündüm. Beni buna iten şey ise kitap boyunca hissettiğim o ortak duyguydu. Okuyacak olanlara sürprizi kaçırmamak adına duygunun kendisini söylemek istemiyorum ama başından son şiire kadar devam eden güçlü bir tekrar hissi vardı. Sanki zihne takılmış ve yıllardır çıkmayan bir düşünce gibi. Şiirler değişiyor, dizeler değişiyor ama o duygu okurun peşini bırakmıyor. Bir süre sonra şiiri okumaktan çok o duygunun içinde yaşamaya başlıyorsunuz. Ve insan ister istemez şunu düşünüyor; belki de bu duygu yalnızca okurun değil, şairin de peşini hiç bırakmadı. Belki bu yüzden şiirler değişse de öz aynı kaldı. Çünkü bazı duygular yaşanıp bitmiyor, insanın içinde kendine bir yer bulup yaşamaya devam ediyor. Belki bu yüzden kitap bana yalnızca şiirler değil, aynı zamanda insan zihninin bazı duygulara nasıl tutunabildiğini de bir kez daha gösterdi. Hatta zaman zaman beni şiirden çıkarıp başka düşüncelere, başka hikâyelere, başka senaryolara götürdü. Bu yönüyle kendi adıma oldukça değerli bir okuma deneyimi yaşadım. Bir de şunu eklemeliyim; bu duyguları bir kadın şairin penceresinden okumak benim için ayrıca ilgi çekiciydi. Çünkü çoğu zaman aynı duyguların erkeklerde ve kadınlarda nasıl farklı yankılar bulduğunu merak ederim. Bu kitapta yalnızca şiirleri değil, bir kadın hafızasını, özlemlerini, kırgınlıklarını ve umutlarını da satır aralarında görme fırsatı buldum. Hatta belki de en çok bunu sevdim; anlatılan duyguların kendisinden çok, o duyguların bir insanın içinde yıllar boyunca nasıl yaşadığını görmek. Şimdi sırada Aslı ÖzgürAslı Özgür’ün diğer şiir kitapları var.
Mavide Beyaz HalkaAslı Özgür · Cinius Yayınları · 201965 okunma
··
5 +1'leme
·
1.231 Gösterim
2 Yorum
O zaman (Göğe bakma durağı') ndan sonra en sevdiğim şiirlerden birini yoruma bırakıyorum. "kaç kişiyi öldürdüm düşlerimde kaç kilo çekerdi yalnızlık kaç kere ezildim altında yaz yağmurlarının belki de palyaçolar ağlardı pazartesi sabahları her sirk geldiğinde ağlamaklı olurduk hep ağlamaklı olurduk gülünecek halimize kim sevmezdi çiçekleri filan ”ben sevmezdim” dedim, “yalan” dedi bunu palyaço söyledi, palyaço söyledi ben yazdım yazdım, yazmasam ağlayacaktım herkes ağlarmış biraz, ben de ağladım sırf bu yüzden mi ağladım alçaklık gibi bir şey oldu bu biraz biraz birazdım her şeyden dün biraz sinirlenmiştim mesela yarın bir kadını seveceğim biraz biraz biraz kör oldum bügünlerde ama rakı kadehlerini boşaltmayın eksilmesin hiçbir şey hiçbir şeyden dahi olsa kalsın biraz umursamıyorum yılgınlığımı filan çünkü sessizce yaşanmalı her şey bir devrim sesizce olmalı meselâ ve her sözcüğüne inanmalı bir palyaçonun bir palyaço neden yalan söylesin ki ben palyaço olsaydım söylemezdim marangoz olsaydım da söylemezdim ben insan olsaydım yalan söylemezdim! hem nereden çıkardınız palyaçonun yalnızlığını kaç kilo çeker ki bir palyaço hem neden yüzüme vuruyorsunuz bir çirkin ördek yavrusu olduğumu gocunmam ki ben, ben gocunmam bir palyaço ne kadar gocunmazsa o kadar, o kadar gocunmam işte rakı doldurun! eksilmesin bitmedi, yazacağım daha yazmazsam ağlayacağım çünkü alçakça olacak biraz hem biz o zaman kimdik ki, nerelere giderdik her sokakta biraz daha eksilirdik bilirdim, geceleri puslu puslu olurdu bazen bazen birisi fısıldarmış gibi olurdu ”duyamadım”, derdim, “tekrar et!” sessizliğe bürünürdü o vakit her şey sokaklar daha bir puslu palyaçolar daha bir ağlamaklı olurdu ve ben daha bir alçak olurdum ağlardım biraz hem sen kimsin, çekiştirme diyorum hatta kuyruğuma basma diyorum acıyor, tırmalarım,- diyorum kahrol, kahrol! diyorum geçen gün yüzüme rastladım bir ilan panosunda korktum birden, kusacak gibi oldum ”olur öyle” dedi palyaço, ”herkes alçaktır biraz” ”otur ulan!” dedim, bağırdım ona ben bazen bağırırım biraz ”rakı doldur!” dedim, “eksilmesin!” ben bazen eksilirim biraz aslında hepimiz eksilirmişiz biraz bunu sonradan öğrendim ben aslında her şeyi sonradan öğrendim herkes herkesi sonradan öğrenirmiş bunu da sonradan öğrendim örneğin; geçen gün bir kadınla seviştim biraz değil çok seviştim ya işte öyle palyaço diyorum ki, bunu da yeni öğrendim sevişmek de eksilmekmiş biraz kim sevmezdi ki kuş ötüşlerini filan ”ben sevmezdim” dedim, “yalan” dedi bunu palyaço söyledi palyaço söyledi, ben yazdım yazmasam, alçak olacaktım hem ben roman da yazdım biraz bazen diyorum ki, palyaço, sen olmasan ben ne yaparım alçakça eksilirim belki biraz her yağmur yağışında yerindi dibine girerim hiçbir kadının kasıklarını öpemem belki ya da unuturum sonradan öğrendiklerimi biraz biraz anlıyorum ki, yüzler eller, o terli vücutlar filan her şey plastikmiş biraz haydi sirtaki yapalım palyaço rakı doldur, yine eksildik biraz."
Alper Bey şiirleri incelerken sadece zatım nezdinde bir şairi değil toplumca ortak bir duygu hafızasını irdelediniz. Ne mutlu bana ki düşünen, düşündürebilen ve bunu rahatlıkla ifade edebilen kıymetli bir kalem tarafından merceğe alındım. Mavide Beyaz Halka cenin şiirler cesaret emaresi bir kitap sonun başlangıcı idi. Kadın şair tanımlaması işin içine girince zaten otomatik olarak şiirlere daha hassas ve merhametli bakılıyor. Memnun edicidir ki farklı cins kalemdaşım olarak siz bunu onurlandırıcı bulurken ilaveten cinsiyetsiz ve tarafsız bir okuma yaparak da adil davranmışsınız. Emeğinize, kaleminize ve en önemlisi o güzel yüreğinize sağlık. 🖤
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Güzel sözleriniz için çok teşekkür ederim hocam😊🙏 Açıkçası şiire bakarken kadın şair ya da erkek şair ayrımı yapmayı hiç beceremedim. Belki de bu yüzden şiir benim için biraz daha rahat bir alan. Bir şiirin kalbime değip değmediğini anlıyorum ama onun hangi cinsiyetin kaleminden çıktığını çoğu zaman ikinci plana atıyorum. Mesela şiir söz konusu olduğunda aklıma ilk gelen isimlerden biri her zaman Emily Dickinson'dır. Sadece kadın şairler arasında değil, bütün şiir dünyasının en güçlü kalemlerinden biri olduğunu düşünürüm. Bu yüzden iyi şiirin önüne kadın ya da erkek sıfatını koymak bana hep eksik gelmiştir. Mavide Beyaz Halka'yı okurken de şiirlere bir kadın gözüyle bakmaya çalışmaktan çok, o duyguların bir insanın içinde nasıl yaşadığını anlamaya çalıştım. Belki kadın hafızasına dair dikkatimi çeken şeyler oldu ama beni etkileyen asıl şey duygunun kendisiydi. (Küçük bir itiraf da yapayım; inceleme boyunca ara ara başka bir pencere açıp sizin duygularınızı yakalamaya çalıştım. Ne kadarını yakalayabildim... 😊) Bu güzel geri dönüşünüz de ayrıca çok mutlu etti beni. Çünkü bir okur için en değerli şeylerden biri, yazarın "beni doğru yerden okumuş" hissini yaşayabilmesidir. Kaleminize ve yüreğinize sağlık hocam. ❤️
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.