Gönderi

Puan vermedi·279 syf.··
2026 52. kitabı
Bu kitap, yüzeyde birbirinden farklı çağlarda, farklı coğrafyalarda ve farklı kimliklerde yaşayan insanların hikâyelerini anlatıyor gibi görünse de aslında derinde tek bir büyük meseleyi taşıyor: insanın varoluş yolculuğu. Sokrates’in mahkemesiyle başlayan bu düşünsel yolculuk, Aristippos’un haz ve ölümle hesaplaşmasına; ilkel kabile yaşamındaki Segeman’ın aidiyet sancısına; Japonya’da Hideyoshi’nin güç, hırs ve pişmanlıkla örülü yükselişine; Sarah’ın göç, yurt, aşk ve kimlik arayışına; Fikret’in yetimlikten gelen boşluk hissine ve en sonunda Aleem üzerinden bütün bu yaşamların aynı bilinç zincirinde birleşmesine kadar uzanıyor. Yani kitap, tek bir karakterin başından geçen olayları değil; insanlığın çağlar boyunca değişmeyen iç hikâyesini anlatıyor. Olay örgüsünde ilk büyük durak Antik Yunan. Burada Sokrates’in yargılanması ve ölüme yürüyüşü, kitabın felsefi temelini kuruyor. Sokrates, hakikati savunan, çoğunluğun baskısına boyun eğmeyen, düşünce uğruna ölümü göze alan bir figür olarak veriliyor. Aristippos ise onun çevresinde ama ondan farklı bir çizgide duruyor. O, hayatın haz tarafını, yaşamın tadını, bedensel ve zihinsel zevkleri inkâr etmeyen biri. Ancak yazar Aristippos’u basit bir haz insanı gibi anlatmıyor; tam tersine onu ölüm döşeğinde geçmişine bakan, sevdiklerini, öğrencilerini, pişmanlıklarını ve savunduğu felsefeyi tartan bir insan olarak derinleştiriyor. Bu olayda kitap okura, “Düşünce için ölmek mi daha anlamlıdır, yoksa hayatı tüm yönleriyle yaşamak mı?” sorusunu sorduruyor. Sonra anlatı Segeman’la daha eski, daha ilkel ve daha içgüdüsel bir insanlık hâline geçiyor. Burada kabile yaşamı, doğa, rüyalar, sezgiler ve aidiyet duygusu ön plana çıkıyor. Segeman’ın dünyasında insan henüz felsefi kavramlarla konuşmuyor belki ama yine de aynı şeyleri arıyor: anlaşılmak, sevilmek, bir yere ait olmak, hayatın içinde kendi yerini bulmak. Bu bölüm, insanın en eski zamanlarda bile yalnızca hayatta kalmaya çalışan bir varlık olmadığını; düşünen, hisseden, sorgulayan ve eksiklik duyan bir varlık olduğunu gösteriyor. Hideyoshi bölümünde kitap çok daha sert bir alana açılıyor. Burada savaş, strateji, güç, iktidar ve hırs merkezde. Hideyoshi’nin yükselişi, yalnızca başarı hikâyesi gibi sunulmuyor; onun güce yaklaştıkça insanlığından ne kadar uzaklaşabildiği de gösteriliyor. Zaferler, unvanlar, iktidar ve saygınlık bir noktadan sonra huzur getirmiyor; aksine insanın içindeki korkuları, takıntıları ve pişmanlıkları büyütüyor. Yazar burada gücün büyüsünü değil, gücün bedelini anlatıyor. Hideyoshi’nin iç hesaplaşmaları okura şunu hissettiriyor: İnsan dünyayı kazanabilir ama kendini kaybederse aslında hiçbir şeyi kazanmış sayılmaz. Sarah’ın hikâyesine gelindiğinde kitap daha duygusal, daha kırılgan ve tarihsel bir tona bürünüyor. Yahudi göçü, sürgün, yurt özlemi, aile bağları, aşk ve kimlik meselesi bu kısmın temelini oluşturuyor. Sarah’ın geçmişi, bir halkın yerinden edilme acısıyla birleşiyor. Burada bireysel aşk ile toplumsal hafıza iç içe geçiyor. Sarah yalnızca âşık olan bir karakter değil; köklerini, ailesini, geçmişini ve kendisine ait bir yeri arayan bir insan. Bu bölüm okurda buruk bir his bırakıyor; çünkü insanın sadece sevgiye değil, ait hissedebileceği bir toprağa, bir eve, bir geçmişe de ihtiyacı olduğunu gösteriyor. Fikret’in bölümünde ise hikâye daha içsel ve varoluşsal bir noktaya taşınıyor. Yetimhane geçmişi, sahicilik sorusu, kimliksizlik ve “ben kimim?” arayışı ön plana çıkıyor. Fikret’in dünyasında mesele artık sadece tarih, savaş ya da göç değil; insanın kendi benliğine yabancılaşması. “Sahi olan nedir?” sorusu bu bölümün kalbi gibi duruyor. Yazar burada gerçeğin sabit bir şey olup olmadığını, insanın hatıralarıyla mı yoksa seçimleriyle mi var olduğunu sorgulatıyor. Kitabın sonlarına doğru Aleem ve diğer bilinçlerin ortaya çıktığı bölümlerde bütün bu parçalı hikâyeler birleşmeye başlıyor. Okur, başta birbirinden kopuk gibi duran karakterlerin aslında aynı büyük döngünün parçaları olduğunu fark ediyor. Sokrates, Aristippos, Segeman, Hideyoshi, Sarah, Fikret ve diğerleri farklı bedenlerde, farklı çağlarda, farklı kültürlerde yaşasalar da aynı insanlık bilincinin farklı yüzleri gibi duruyor. Finaldeki “hatırlama” ve “bir olma” duygusu, kitabın asıl fikrini ortaya çıkarıyor: İnsanlık birbirinden kopuk hayatların toplamı değil; aynı arayışın farklı zamanlara dağılmış hâli. Bu yüzden kitap ne anlatıyor sorusunun cevabı tek cümleyle verilecek bir şey değil. Kitap; bilgelik, haz, güç, aşk, göç, inanç, kimlik, ölüm, hatırlama ve varoluş üzerine kurulmuş büyük bir insanlık anlatısı. Yazarın amacı okura hazır bir cevap vermek değil; okuru kendi hayatına baktırmak. “Ben kimim?”, “Neye inanıyorum?”, “Sevdiğim şeyler beni gerçekten tamamlıyor mu?”, “Güç mü önemli, huzur mu?”, “Ölüm karşısında geriye ne kalır?” gibi sorular kitabın merkezinde duruyor. Okuyucuya hissettirdiği duygu da bu yüzden tek renkli değil. Yer yer hüzünlü, yer yer felsefi, yer yer sarsıcı, yer yer de umutlu. Sokrates’te adaletsizliğin ağırlığı hissediliyor. Aristippos’ta hayatı sevmenin ama ölümden kaçamamanın burukluğu var. Segeman’da anlaşılmamanın yalnızlığı, Hideyoshi’de gücün karanlık bedeli, Sarah’da sürgün ve aidiyet acısı, Fikret’te kimlik boşluğu, Aleem’de ise bütün bunların birleştiği büyük bir uyanış hissi var. Objektif olarak bakıldığında kitap klasik, düz ve tek çizgide akan bir roman değil. Daha çok felsefi, tarihsel ve varoluşsal parçaların birleştiği katmanlı bir metin. Bu yüzden olay örgüsü bazen dağınık gibi hissedilebilir; çünkü yazar özellikle farklı zamanları ve karakterleri yan yana getirerek büyük resmi kurmaya çalışıyor. Ama bu parçalar bir araya geldiğinde kitabın derdi netleşiyor: İnsanlık değişiyor, çağlar değişiyor, bedenler değişiyor ama insanın anlam arayışı değişmiyor. Bütün olarak bu kitap, okurun elinde sadece bir hikâye bırakmıyor; bir iç sorgulama bırakıyor. Bitirdiğinde karakterlerden çok onların temsil ettiği sorular kalıyor. Bu da kitabın en güçlü tarafı: Olayları anlatıp geçmiyor, okuru kendi hayatının içine çekiyor.
SunyaNilüfer · İkinci Adam Yayınları · 20251 okunma
·
326 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.