Puan vermedi·88 syf.····Okunma: 07 Haziran 2026 12:27 "Babam kırk üç yaşında öldü, ben on beş yaşındaydım. Bugün ondan daha yaşlıyım." alıntısıyla başlamak istedim neredeyse kitabımızın son cümlesi. Bu cümle bile bize bir çok şeyi anlatıyor aslında...
Ruhları ve hisleri öldürmenin cezası hapis olsa gökyüzü
göremeyecek insanlar var(
Yazarımız otobiyografik bir eser sunuyor bize... Ebeveyn sevgisi görmediyseniz aile yaralarınız varsa muhtemelen kitap bunu kanatabilir ya da deşebilir.
Kitap el iyisi babanın çocukları ve eşi üzerindeki etkisini
okuyoruz. Yazarımızın babası alkolik bir doktor . Alkolik olduğu için sağlıklı bir karakter ortaya çıkmıyor. Aslında basit gibi görünen durumların bir çocuğun hayatında nelere sebep olabilecegini görüyoruz. Anne iyi bir figür ancak yalnız başına yeterli olmuyor.
Alkolik doktorumuz aynı zamanda babamız herkese ücretsiz
yardım ederken herkese koşarken kendi ailesine hiç yetişememiş. Bu da çocuğun karakter gelişimini bambaşka etkilemiş. Karakter farkını yazarın diğer kitaplarını okuduğumuzda çok daha net hissedebiliriz. Galiba yazarımız hayatta yaşadığı travmaları alaya alarak ya da kara mizah yaparak atlatmaya çalışmış bu da travma baş etme yöntemlerinden biridir.
Çok üzüldüm herkes ebeveyn olmamalı sözünü kitapta
iliklerimize kadar hissediyoruz. Doktor olmanız ya da okumuş olmanız iyi bir ebeveyn olacağınız anlamına gelmiyor. Derslerde başarılı olabılirler ama ebeveynlikten hayli sınıfta kalıyor.
“Şimdi büyüdüm, yaşamın zor olduğunu biliyorum ve hayatı daha dayanılır kılmak için "kötü" yollara başvuran kimi daha hassas insanlara kızmamak gerektiğini de.”