·456 syf.····Okunma: 10 Haziran 2026 18:47 Selamlar. Nasılsınız? Ben bolca kahkaha atarak okuduğum bir kitapla karşınızdayım. Gelin sizleri Elbis ile tanıştırayım. Kendisi Kosyna şehrinin minik bir köyünde yaşayan şifacıya en yakın ama cadı olduğu düşünülen bir kadının çırağı ve evlatlığıdır. Oro ana ondan yine değişik şeyler istemişti. Listeyi tamamlamak için bir tilki ve karataç çileğine ihtiyacı vardı. Tilki bulunamayabilirdi lakin deliyürek ormanında çilekleri bulabilirdi. Kim derdi ki tilkiyide bulacak hayal mi gerçek mi belli olmayan bir şekilde o tilkinin peşine düşecek ve hatta genç canavarların eğitilmesi amacıyla kurulmuş Nyxhaven Akademisin de öğrenci olacaktı. Peki sıradan bir insanın bu akademi de ne işi vardı? Gerçekten Elbis gibi bende bu durumu anlayamıyordum. Gerçi bu kadar karmaşanın içinde normal birilerinin olması iyiydi.
Mevzunun gerçek olduğunu anlayınca kafasında bir plan oluşturdu. Bu plana göre insan olduğunu belli etmeyecek ve buradan çıkmanın bir yolunu bulacaktı. Birde şimdiden okulda göze batmış, bir goblin ve bir vampirin düşmanlığını kazanmıştı. Bu akademiden çıkmanın bir yolunu bulabildi mi dersiniz? Ayrıca kıyamam ortamı ve olanları hayali sanması, hayal sandığı halde Viktor ile kurdukları o ilk bağ resmen kalbimi ısıttı. Elbis ve olup olmadık yerlerde acıkmaları beni kahkahaya boğdu. Buradan gitmeliydi. Kaçma denemeleri bir yana artik kendini ait hissetmesi de onu zor duruma sokuyordu. Lenora ve Viktor benim üzümlü eklerim. Favori yan karakterim kesinlikle Viktor. Her şey bir yana bir de akademide kaybolan öğrenciler işi dahada ilginç hale getiriyordu. Söylemeden geçemeyeceğim bir durumda kitap içinde kitaplar ve kütüphane muhabbetine bayılmış olmam. Tilki kızım, tanrıçam neden bu çocuğumu buraya getirdiğini anlatmadı ama bolca yol gösteren kaoslar çıkardı. Kitabın en coşkulu anı biraz ortalarda başlıyor. Athil muhabbeti çıktığında kitapta yükselmeye başladı. Azel benim pek seveceğim bir karakter değildi. Sonrasında bir açıldı ve güzelde oldu. Lakin olması gereken bir karakterdi. Viktor'a kızdım ama sevmeye devam ettim. Oro anaya üzüldüm. Bir çok duyguyu aynı anda yaşadığım çok sayfa oldu. Sonlara doğru dostlar düşman, düşmanlar dost oldu. Zaten bir s*çtık muhabbeti vardı ve beni kahkahalara boğdu. Ee boşuna kitabın ismi Kaos Tanrısı değil. Hem kitaba, hem karakterlere hemde okuyucuya daha uygun bir kelam bulamazdık. Her yaştan herkesin keyifle okuyacağını düşündüğüm bir kitaptı. Devamını merakla bekliyorum. Çünkü ne olursa olsun El artık yalnız değil!