Puan vermedi·120 syf.··Beğendi
···Okunma: 10 Haziran 2026 22:03 Kitap kendini bulma yolunda babasına karşı cephe almış her dönemde her kuşakta yaşanılabilecek bir durumu anlatıyor. Melih küçükken babasının onayını alamayan yaş aldıkça babasından uzak düşen bir birey. Annesi hayattayken yine bir şekilde o eve o babaya ve kız kardeşi Çiğdem’e bağlı kalabiliyor. Annesi vefat ettikten sonra Melih o evi artık kendine bir hapishane olarak görüyor ve bir an önce evden çıkıp kurtulmak istiyor. Çiğdem’in bir türlü anlamadığı şekilde oluyor bu çünkü o babasının ona olan tavrı ve Melihe olan tavrı çok farklıydı. Çiğdem annesinin tanımayan daha küçükken onsuz kalmış ve bu sayede babasıyla yakınlaşmış.Melih’in aksine Çiğdem o evi kendine hep ev olarak görmüş ve o yüzden onu hiç anlamamış. Melih’in bir tık abarttığını düşünüyorum çoğu yerde çünkü insan ailesiyle her türlü sorunlar yaşar her türlü şeyler olur ama babasından bu kadar uzaklaşması bana biraz zalimce geliyor. Evet herkes ailesiyle bir şekide sorunlar yaşıyor ama belkide bazıları bunları taşıyamıyor Melih’i yargılamak istemiyorum ama düşüncelerim bu yönde. Affedemediği bir babanın varlığını hep taşıyor. Öldüğünde o eve geri dönmesi gerekirsen fark ediyor belki bunu. Ki çok korktuğu önünden çekinerek geçtiği okuma odasından -babasının kütüphanesi- nasıl böyle kolayca girebildiğini düşünüyor . Babasının ordaki eşyalarını karıştırırken aslında bence babasına olan merakını görüyoruz burda. Babasını hiç bilmiyor tanımıyor ki ilerleyen kısımlarda görüyoruz ki Çiğdem de aslında tanıdığı babasını hiç tanımıyormuş. Her iki çocuk babalarının sırlarını Melih’in açtığı o odadaki çekmeceden sonra öğreniyorlar.
Aslında hayatları boyunca neler kaçırdıklarını Melih’in annesine nasıl kör olduğunu Çiğdem’in babasını nasıl tanımadığına şahit olup onların nasıl kırıldığını hissediyoruz ….