Gönderi

8/10
·325 syf.··
2026 8. kitabı
Kitap düşük IQ’lu bir birey olan Charlie’nin ve bir denek faresi olan Algernon’un hikayesini anlatıyor. Hikayeyi takip ederken Charlie’ye üzülmemek elde değil. Düşük IQ’lu, yani gerçek anlamda saf olmak gerçekten üzücü bir şey. Charlie’nin bu süreçteki en yakın arkadaşı ise bir fare olan Algernon oluyor. İkisinin de ortak noktası, en azından bilim insanlarının gözünde birer denek olmaları. Charlie onu çok seviyor ve kendini sürekli onunla kıyaslıyor. Kitap, ayrıca bu tür önemli deneylerdeki bilim insanlarının farklı yaklaşımlarını ve farklı etik değerlerini de başarıyla ortaya koyuyor. Bilim insanları Charlie’yi bir insan olarak değil, bir denek olarak görüyorlar ve bu durum Charlie’yi çok rahatsız ediyor. Çünkü Charlie’nin asıl öğrenmek istediği, gerçekte kim olduğu; yani nasıl bir insan olduğuydu. Dünyaya diğer insanlar gibi normal bir zekayla gelseydi ne tarz bir insan olacağını merak ediyor ve bunu öğrenmeye çalışıyor. Kitabı okurken bir Amerikan romanı olduğunu (pragmatik/faydacı) hissediyorsunuz. Teknik bir eleştiri; başkahramanımız IQ’su düşük olduğu için birçok kelimeyi yanlış söylüyor ve yazar da bunu belirtmek için kitapta yanlış yazılmış kelimelere yer vermiş. Doğrusu ben bu tarzı pek beğenmedim; okurken akışı kesiyor ve "Acaba kelimeyi yanlış mı okuyorum?" diye sürekli duraksamama neden oluyor. Yine de bu teknik tercihin arkasındaki dünya, bizi oldukça derin bir hikayeye götürüyor. Kitabın temposu, Charlie’nin Algernon ile beraber yaşamasından ve ardından ayrı eve çıkmalarından sonra hızlanıyor, daha keyifli bir hal alıyor; tıpkı Charlie’nin zekasının hızla artması gibi. Ameliyattan sonra o kadar çok gelişmişti ki, artık kendi eski halini farklı bir insanmış gibi görüyor ve ona dışarıdan bir gözle "Charlie" diyordu, bu gerçekten enteresandı. İnsanın gerçek değerini belirleyen şey IQ seviyesi veya entelektüel kapasitesi değil; sevebilme, bağ kurabilme ve şefkat gösterebilme yeteneğidir. Zeka ile mutluluk doğru orantılı değildir. Farkındalığın artması, insanı daha 'iyi' yapmadığı gibi beraberinde yalnızlık getirir. Kitaptan bana kalanlar; -Benim meşhur olmak gibi bir derdim yok. Ben sadece diğer insanlar gibi akıllı olmak ve beni seven bir sürü arkadaşım olsun istiyorum. -Şimdi anlıyorum ki üniversiteye gitmek hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını öğrenmekmiş. -Bu yürüyüş insanı gevşeten bir yaz gecesi gezintisiydi. -Yalnız başıma olmak bana okuma ve düşünme fırsatı veriyor ve özellikle de anıların bana geri gelmeye başladığı şu sıralarda geçmişimi yeniden keşfedebiliyor, gerçekte kim ve ne olduğumu anlamaya çalışıyorum. -Hayat dediğin şey nedir ki labirentlerden oluşan bir kutu. -Kendim olmadığım duygusuna engel olamıyorum. Charlie Gordon geçmişte yaşıyor ve geçmiş bir gerçek. Eskisini yıkmadan bir arsanın üzerine yeni bir bina dikemezsin. -Kendilerinden bir parça vermek derken ne kastediyorsunuz? Para ve malzeme verebilecek olan sürüle insan var ama vaktini ve sevgisini verecek insan çok az çıkıyor. -Bir problemin çözüldüğü anda yaşanan patlama kadar insana mutluluk veren başka hiçbir şey yok. -Ama ben zekanın tek başına hiçbir anlam taşımadığını öğrendim. Zeka bir insanın sahip olabileceği en büyük lütuflardan biri. Ama ne yazık ki, bilgi arayışı sevgi arayışını kapı dışarı ediyor. -Sevgi alma ve sevgi verme yeteneğinden yoksun olan zeka, zihinsel ve ahlaki çöküşe, nevruza ve muhtemelen psikoza bile yol açar. Zeka düzeyim düşükken, pek çok arkadaşım vardı. Şimdi hiç yok. -Korkuyu ve ıstırabı aşmak ve kendimden daha büyük olan bir şeyin parçası olmaktı bu. -Bir şeyler bilmek ve akıllı olmak güzel bir şey. Eğer olabilseydim oturur durmadan okurdum.
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,4bin okunma
·
26 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.