Bazı kitaplar okunup rafa kaldırılır, bazıları ise uzun süre zihninizden çıkmaz. Kimsesizler Coğrafyası benim için ikinci grupta yer aldı. 6 Şubat depreminin ardından Hatay’da kesişen hayatlar üzerinden ilerleyen hikaye, yalnızca bir felaketi değil, insanın kayıplar karşısındaki direncini de anlatıyor.
Ali’nin geçmişten bugüne taşıdığı acılar ve ailesine ulaşma umudu, kitabın en etkileyici yanlarından biriydi. Okurken zaman zaman boğazımın düğümlendiğini hissettim. Özellikle savaşın ve göçün insan hayatında bıraktığı izler oldukça çarpıcı şekilde işlenmiş.
Yazarın @av.zekeriyacetin meslektaşım olması kitaba olan merakımı daha da artırdı. Sade anlatımı sayesinde hikaye kolay okunuyor ancak bıraktığı etki hiç de hafif değil. Umudun, çaresizliğin, özlemin ve hayata tutunma çabasının iç içe geçtiği bu roman, bende derin bir iz bıraktı. Duygusal yönü güçlü ve düşündürücü bir kitap arayanlara gönül rahatlığıyla tavsiye ederim. Okuduktan sonra çok fazla duyguyu birlikte hissedeceğinize eminim