Hikaye 1831 yıllarında Theodore adlı varlıklı bir sanatçının, terzicilik yapan ve ticaret ile uğraşan hali vakti yerinde ancak protestan yahut katolik sınırlar içinde yetişmiş masum Augustine’ ye aşık olmasıyla başlıyor. Aylarca yollarında gezindiği aşkından bitap haldeyken ise çareyi portresini yapmakla bulan Theodore ona ulaşmak için Louvre sergisinde bu tabloyu sergilemeye karar verir. Dönemin imparatoru bu resim için şöyle bir yorum yapmıştır; “ onca kralın ziyaret ettiği sarayımda bu güzellikte birçok kadın olsaydı, Avrupa’da barışı her daim sürdürmekte zorluk çekmezdim”. Okurken adeta film izliyormuşum gibi hissettim. Balzac böyle ters köşeler yapmayı çok sevdiğinden bende onu okumayı çok seviyorum. Bu kısa öykünün daha uzun olmasını çok isterdim.