Şeker portakalı kalbimi acıtan bir kitaptı zeze'nin yaşamı içimde farkli bir yer edindi. Hayatı boyunca sevilmediği ve görülmediği için farklı yaramazlıklar adı altında görülmeyi uman bir çocuğun hikayesi hepimiz zaman zaman bu çocuk olmuşuzdur, etrafımız tarafından duyulmamış oluşumuz yüzünden türlü yaramazlıklar yapmış görülmeyi beklemişizdir. Yine de görülmemişizdir. Zezeyi ilk başlarda sadece minguinho adını verdiği şeker portakalı fidanı anlasa da kötü bir şekilde tanıştığı portuga da anlamıştır. Zezenin ailesi tarafından sürekli kötülenmesi , aşağılanması,bir çocuk olduğu unutulup bir yetişkin gibi davranmasının beklenmesi kendi sorumluluklarını yerine getirmeyen yetişkinlerin çocuğun çocuk olarak kalmasının önüne geçip farklı bir kimliğe büründürmeye çalışması. Ah zeze sana sarılmayı o kadar çok isterdim ki... Zeze yediği onca dayağa rağmen ayağa kalkmıştı çünkü bir umudu vardı sığınacağı bir liman bir bekleyeni vardı. Aynı zeze bir insanın kaybıyla ki o sadece bir insan değil zezenin bütün dünyasıdı, hastalanmış ölüm döşeğine düşmüştü hayatın cilvesidir tam mutlu olduğunuz anda hayatı nitelediginiz şeyi kaybetmek. Hayat bir daha eskisi gibi olur muydu? Zezenin büyümesi ağacının büyümesiyle olacak diye beklemiştik lakin zeze aslında çoktan büyümüştü. Sayfa sayısı mutlu sona kavusacak kadar kalmayınca ne kadar üzüldüğümü anlatamam. Hani bir kitabın sonunu değiştirme imkanim olsaydı zezenin hikayesini mutlu bitirirdim. Çünkü çocuklar acıyla bu kadar erken yaşta tanışmamalılar. Şeker PortakalıJosé Mauro de VasconcelosSoul turning