Puan vermedi·192 syf.····Okunma: 27 Aralık 2018 00:00 Sen Mahir, yarısı yanık yüzüne insanların yolda dönüp dönüp baktığı, kısacık kapkara kolları, kısacık kapkara bacakları, ufacık kafası, çirkin, yamuk yumuk dişleri olan, babasız sabahların ustası sen Mahir Küçük, beynimi yaktın arkadaşım bu nedir Allah aşkına.
Hikaye nedere başlıyor, nerede bitiyor bilmiyorum. Mahir anlatıyor ben dinliyorum, sonra bir bakıyorum Mahir'de benimle birlikte dinliyor anlatıcı meçhul. Kim bu derken bir bakıyorum Mahir yine başlamış anlatmaya. Öyle mi, böyle mi derken kitap bitti. Bense birbirlerinden başka arkadaşı olmayan, doğrusu bunu da pek umursamayan üç arkadaşın, düşe kalka yaşadıkları hayatlarına ve hikayelerine şahit olmakla kaldım. Şahit olduklarım doğru mu onu da bilmiyorum. Çünkü son sayfalarda zatı şahaneleri demiş ki; "okuyucunun kitabı okurken okuduklarının gerçek mi kurgu mu olduğunu kavrayamaması gerekiyordu" buyurun size kitabın özeti. Hikayeye kaptırmış okuyorsunuz, sonra acaba bu hikaye ne kadar doğru diye soruyor size "hık" diye kalıyorsunuz :) Benim için unutamayacağım bir okuma oldu kesinlikle.
#arkakapak yazısında "annemi öldüreceğim gün, sabah yedide uyandım" yazıyor. Öyle kesin ve bilinçli yazılmış ki, kitabın sonuna kadar cinayet planı aradım. Buyursun benim de aklımla oynasın diyorsanız okuyunuz efendim.
"On yaşındaki bir çocuğun düşleri, büyüyünce mi gerçekleşir bir tek? Kaç düşümüzü düşürmemiz gerekir bu düşe düşmek için?"
"Bir insanı sevmek ayrı, ona ihtiyaç duymak ayrı şey..."