bir entelektüelin, bir devrimcinin ve bir inanç insanının yalnızlıkla, özlemle ve hakikat arayışıyla verdiği savaşın günlüğüdür. Kitabı okurken, Şeriati'nin sadece dış dünyadaki hapishanelere değil, aynı zamanda insanın kendi zihnine ördüğü duvarlara karşı da bir mücadele
verdiğini görüyorsunuz.
Beni en çok etkileyen nokta, Şeriati'nin yüksek akademik bilgisi ile derin insani acılarını nasıl harmanladığıdır. Mektuplarda sadece sosyolojik analizler yok; aynı zamanda vatan hasreti, anlaşılamama sancısı ve insanlığa duyulan sonsuz bir sevgi var. "Bilmek" ile "yaşamak" arasındaki o uçurumda yürüyen bir adamın, okuyucuyu da yanına alıp "uyanışa" davet edişini izliyorsunuz.
Bu kitap, özellikle kendisini toplumuna yabancılaşmış hisseden, inanç ile akıl arasında köprü kurmak isteyen ve adaletsizliğe karşı kalbi sızlayan herkese hitap ediyor. Şeriati size sadece cevaplar vermiyor; size doğru soruları sormayı öğretiyor. Eğer ruhunuzun derinliklerinde bir "arayış" varsa ve bu arayışı entelektüel bir derinlikle taçlandırmak istiyorsanız, bu mektuplar size bir yol haritası sunacaktır.