·76 syf.····Okunma: 12 Haziran 2026 16:44 Aytmatov ilk başta o coğrafyayı, doğayı ve köyün atmosferini ilmek ilmek işlerken, bir noktadan sonra hikaye öyle bir ivme kazanıyor ki kendinizi Duyşen’in o eski ahırdan bozma okulunda, fırtınada çocukları sırtında taşırken buluyorsunuz.
Köylülerin vurdumduymazlığı, cehaleti ve statükoyu koruma çabası maalesef sadece o dönemdeki bir Kırgız köyüne ait değil. Bugün bile dünyanın pek çok yerinde cehaletle savaşmak, rüzgara karşı yürümek gibi. Kitabın canımızı bu kadar yakması da tam olarak bu tanıdıklıktan, gerçeğin ta kendisi olmasından kaynaklanıyor.
Duyşen, bir öğretmen olmanın sadece "müfredat anlatmak" olmadığını; bir insanın ruhuna dokunmak, ona bambaşka bir dünyanın kapılarını aralamak ve tüm imkansızlıklara rağmen dimdik durmak olduğunu gösteren anıtsal bir karakter. Altınay ise o karanlığın içinden fışkıran umudun adı.