Merhaba arkadaşlar bugün sizlere Book•lover ❥
nin önerisiyle okuduğum , sevgili yazarımız @av.zekeriyacetin
İn kaleme aldığı #kimsessizlercografyasi ndan bahsedeceğim .
Hikaye, 6 Şubat depreminin hemen ardından başlıyor. Anlatıcımız, İskenderun’da yaşayan kuzeni Ferit’ten haber alabilmek için soluğu Hatay’da alır.
Asrın felaketi tüm ülkeyi etkilediği için güç bela Iskenderun'a varabilmiştir.Ama Ferit'in adresinin yazılı olduğu kağıdın bir hükmü yoktur.Çünkü şehir tanınmayacak vaziyettedir.Her yer yıkılmış ayakta duran tek bir sağlam bina kalmamış.
Ferit'in yaşamış olduğu apartmanı da zor bulur
O da yıkılmıştır. Ferit giris katında oturuyordu ve bina da tam o tarafa yan yatmış.
Her yer enkaz, her yer büyük bir çaresizlik.
Anlatıcımız tam ümidini kaybetmek üzereyken, enkaz başında çaresizce bekleyen Ali ile karşılaşır. Ali; eşi ve kızı beton yığınlarının altında kalmış, kendisi ise o cehennemden bir çatlaktan sızarak kurtulmuş Iraklı bir göçmendir. Üstelik kuzeni Ferit ile aynı binada oturmaktadırlar.
Ali’nin trajedisi aslında depremden çok önce, çocuk yaşta başlamıştır. İran-Irak Savaşı’nda ailesinin gözlerinin önünde kurşuna dizilmesine tanık olmuş, ardından üç arkadaşıyla birlikte İran’daki mülteci kamplarında oradan oraya savrulmuşlardır.Başlarına o kadar kötü şeyler gelmis ki Ali tüm yaşadıklarına rağmen ayakta kalabilmişti.
Sığındığı son liman olan eşini ve kızını da bu depremde kaybetmek üzere olan Ali, hayatın kıyısındadır. Anlatıcımız, onun canına kıymasını engellemek, zihnini bir an olsun dağıtabilmek için yolunun İskenderun'a nasıl düştüğünü sorar. Ve Ali, acısını biraz olsun hafifletmek umuduyla anlatmaya başlar...
Bu kitap bana aidiyet duygusunu, insanı tam vazgeçtiği an sarmalayan sevgiyi ve hayatın acı gerçeklerini derinden sorgulattı.
Yaşanan tüm acılara rağmen iyi ki okumuşum dediğim, iz bırakan bir roman oldu. Kesinlikle tavsiye ederim.
@av.zekeriyacetin Book•lover ❥ @inkilapkitabevi #kimsessizlercografyasi #nostaljikokuluinsann #okuduklarım