Kalemini sevdiğiniz yazarların yeni bir kitabı çıktığında endişeyle karışık bir heyecan duygusu hissedersiniz. Bu kitabın çıkacağını öğrendiğimde hissettiğim duygu tam olarak buydu. En kısa sürede okumak istedim.
Gece Yarısı Kütüphanesi’ni okuyanların ve beğenenlerin, yazarın kalemini seven ve anlatmak istediği alt metni anlayanların bu kitabı sevecegini bu kitaptan çok şey çıkartabileceğini düşünüyorum. Nora Seed hayatı “ keşkeler”le değil yaptığımız seçimleri kabul ederek ve hayatın getirdiklerini güzelliğiyle görerek yaşamamız gerektiğini göstermişti. Wilbur Budd ise bize hayatın güzelliklerini olmak istemediğimiz bir insanı hedefleyerek görmezden gelmememiz, hırsımıza yenik düşmemiz ve duyguları kabul etmemiz gerektiğini, başarının sadece maddi olarak sağlanmadığını, hayatı ve insanları gerçekten görmemizi sağlayacak.
Bu kitapta Gece Yarısı Kütüphanesi’ndeki gibi diğer seçeneklerimizde yaşayabileceğimiz hayatları değil öldükten sonra hayatımızın film şeridi gibi gözümüzün önünden geçtiği süreçte çıkartacağımız dersleri görüyoruz. Wilbur kesin bir sonucu değil bir bilinmezliğin riskini alarak tren yolculuğunu bilinmezlikle beraber bir ihtimale çeviriyor.
Hayatta raydan çıktığınızı düşünüyorsanız ve bir yarış halinde ilerlediğinizi hissediyorsanız bu kitap yavaşlamanız için bir işaret olabilir.
Matt Haig yine güzel bir çıkarım kitabı ortaya koymuş. Severek ve isteyerek gönül rahatlığıyla önerebilirim. Okuyacaklara şimdiden iyi yolculuklar dilerim. Gece Yarısı TreniMatt Haig