Gönderi

Puan vermedi·256 syf.··
2026 45. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 03:40
Malma İstasyonu Kitap, ilk bakışta çok tanıdık bir imgeyle açılıyor: Bir tren ve enfes bir yaz manzarasında yol alan yolcular. Ancak Schulman’ın treni, sadece mekânsal bir yolculuk vadetmiyor; o vagonlar aslında zamanın, anıların ve en önemlisi de miras bırakılan travmaların içinde hareket ediyor. Harriet, Oskar ve Yana... Bu üç karakterin yolları Malma İstasyonu’na doğru ilerlerken, okur olarak biz de doğrusal olmayan, adeta bir yapbozun parçalarını andıran bir kurgunun içine çekiliyoruz. Yazar, zaman çizgileriyle öyle ustaca oynuyor ki, bir karakterin yetişkinliğindeki o anlamsız öfkesinin ya da kontrol tutkusunun köklerini, birkaç sayfa sonra başka bir zaman diliminde, küçük bir çocuğun kalbinin kırıldığı o kırılma anında buluyoruz. Romanın en can yakıcı ve bence üzerine en çok düşünülmesi gereken teması: Kuşaklararası travma mirası. Schulman, anne ve babaların kendi hayatlarında çözemedikleri, sırtlarında taşımaktan yoruldukları o psikolojik bagajları nasıl haksız bir şekilde çocuklarının omuzlarına bıraktığını anlatıyor. Kitaptaki şu cümle aslında tüm metnin özeti gibi: "Gelecek çoktan belirlenmiştir, ona etki edebilmek mümkün değildir. Fakat geçmiş değişkendir, her zaman hareket halindedir." Gerçekten de karakterlerin zihninde geçmiş hiç durmuyor; sürekli yeniden üretiliyor, bugünü zehirliyor ve geleceği ipotek altına alıyor. Özellikle küçük Harriet’ın o "istenmeyen çocuk" olma hissiyle baş etmeye çalışırken babasını memnun etmek için çırpınışı, onun gözünden dünyayı okumak, insanı kelimenin tam anlamıyla bir kalp sıkışıklığıyla baş başa bırakıyor. Schulman’ın tarzını seviyorum çünkü dili gereksiz bir dramla süslemiyor. Oldukça yalın, yer yer mesafeli ama tuhaf bir şekilde çok şiirsel ve vurucu bir anlatımı var. Karakterlerin iç dünyasını, o sığamama ve aidiyetsizlik hissini ajitasyona kaçmadan, sadece durumları ve bakışları tasvir ederek verebiliyor. Siz o trende, o gergin evlilik krizinin tam ortasında ya da yalnız bir çocuğun odasında buluyorsunuz kendinizi. Ancak kitabın herkese hitap etmeyebilecek bir yönü var: Kurgusal dağınıklık. Zaman geçişleri ve karakterlerin hikayelerinin kopuk kopuk sunulması, özellikle kitabın ilk yarısında okuma ritmini biraz zorlaştırabiliyor. Parçaların birleşmesi için sabırlı olmak ve yazarın bıraktığı ekmek kırıntılarını iyi takip etmek gerekiyor. Eğer doğrusal, net ve pürüzsüz akan hikayeleri seviyorsanız, bu yapboz yapısı sizi biraz yorabilir. Bir de çevirinin bazı yerlerinde orijinal dildeki o yoğun atmosferi tam olarak yakalayamayan, ritmi hafifçe sekteye uğratan ufak pürüzler hissettiğimi söylemeliyim. Yine de Malma İstasyonu, son sayfasını kapatıp kapağına öylece bakakaldığınız o kitaplardan biri. Özellikle finaliyle, zihninizde açık kalan tüm pencereleri öyle bir rüzgarla kapatıyor ki, sarsılmamak elde değil. Ebeveyn olmanın, çocuk olmanın ve o görünmez aile bağlarının insanı nasıl hem var edip hem de yok edebileceğini görmek isteyen herkesin bu trene binmesi gerekiyor. Kusursuz değil belki ama kesinlikle çok can yakıcı ve çok gerçek bir yüzleşme.
Malma İstasyonuAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20245,4bin okunma
·
77 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.