Lahan... Güneş battığında hayatın durduğu, insanların korkuyla evlerine kapandığı bir şehir. Çünkü geceleri sokaklar artık insanlara ait değil. Abraska adı verilen yaratıklar yüzünden şehirde her geçen gün daha fazla insan hayatını kaybediyor ve kimse bunun önüne geçemiyor. Gece sokağa çıkmak yasak, çünkü çıktığınız an başınıza geleceklerden kimse sorumlu değil.
Hikâyeyi bir muhabirin gözünden okuyoruz. Herkes bu yaratıklardan kaçarken onun yolu sürekli Abraskalarla kesişiyor. Üstelik defalarca karşılaşmasına rağmen hayatta kalmayı başarıyor. Fakat asıl soru şu: Neden? Bu tesadüf mü, yoksa arkasında çok daha büyük bir sır mı var?
Kitap ilerledikçe yalnızca yaratıklarla dolu karanlık bir dünyanın değil, sırlarla örülü bir gerçeğin de kapıları aralanıyor. Her yeni sayfada merak duygusu biraz daha artarken, okur kendini sürekli teoriler üretirken buluyor. Fantastik unsurların, gizemin ve gerilimin iç içe geçtiği bu hikâye, "Hiçbir şey göründüğü gibi değildir." sözünü sonuna kadar hissettiriyor.
Karanlık atmosferi, sürükleyici kurgusu ve merak duygusunu sürekli canlı tutan yapısıyla beni sayfalarına hapseden bir kitap oldu. Her bölümün sonunda "Bir bölüm daha okuyayım" dedirten, gizemi son ana kadar koruyan bir fantastik macera.