Puan vermedi·304 syf.····Okunma: 15 Haziran 2026 13:50 “Hayatın geçmişe bakıldığı zaman netleşmesi ne garipti. Tersine çözebilen bir bilmece gibi.”
Gece Yarısı Treni - Matt Haig
Hayat ileriye doğru mu akar, yoksa geçmişe doğru mu?
Gece Yarısı Kütüphanesi’nde Nora, farklı seçimler yapsaydı hayatının daha iyi olabileceğine inanan ve pişmanlıklarıyla yaşayan bir karakterdi.
Gece Yarısı Treni’nde ise Wilbur, yaşamının son anında geçmişe doğru bir tren yolculuğuna çıkıyor ve hayatındaki en önemli anları bir hayalet gibi yeniden izliyor. Üstelik bu yolculuğun bir kuralı var:
Geçmişteki halinle asla konuşamazsın.
Wilbur’la birlikte kaçırılmış anlara, ertelenmiş sevgilere, söylenmemiş cümlelere ve fark edilememiş güzelliklere tanıklık ediyoruz.
Evet, Wilbur geçmişini değiştiremiyor.
Ama kitap da tam burada asıl sorusunu soruyor:
Geçmiş değiştirilemezse, onunla nasıl yaşarız?
Belki de cevap kabullenmektir.
Belki de bazı yaralar ancak onları yok etmeye çalışmayı bıraktığımızda hafifler.
Ben de Wilbur’la birlikte o trene bindim.
Hayatım bir film şeridi gibi geçti gözlerimin önünden.
Hangi istasyonlarda fazla oyalanmıştım?
Hangi duraklardan aceleyle geçip gitmiştim?
Hangi sahnelerle yüzleşmeli, hangilerini olduğu gibi kabul etmeliydim?
Sanırım hepimizin zaman zaman yaptığı o sessiz hesaplaşmayı anlatıyor bu kitap.
Geçmişe dönüp hiçbir şeyi değiştiremeseniz bile…
Bugüne bakışınızı değiştirebilir misiniz?
Matt Haig bu soruyu insanın kalbine usulca bırakıyor.
Okuyunuz efendim.