Bu seriyle tanışmam 2010’da bir sahafta oldu.
Ve Morganville benim için sadece bir hikâye değil, yıllara yayılan bir yolculuk. İlk 10 kitabı büyük bir keyifle okudum.
Karakterler arasındaki bağlar, güven ve ilişkilerin ince ince işlenmesi serinin en güçlü tarafıydı.
Ancak bir önceki kitapta yazar bu bağları bilinçli olarak sarsmıştı. İlişkiler hırpalanmış, güven kırılmıştı.
Ve sanırım bu kırılma bende beklediğinden daha büyük bir etki bıraktı.
Bu kitaba yıllar sonra döndüm…
Ve burada kendime bir eleştiri yapmam gerekiyor:
Bu kadar uzun ara vermemeliydim. Hikâyeden tamamen kopmadım ama o eski duygusal bağın gücünü aynı şekilde hissedemedim. Karakterlere olan güvenim zedelendiği için, yaşanan duygular bana eskisi kadar kolay geçmedi.
Bu kitabı sevmedim diyemem. Ama bana eskiden hissettirdiklerini aynı yoğunlukta hissettiremedi.
Bunun sebebinin hikâyeden çok, zaman ve benim değişimim olduğunu düşünüyorum.
Çünkü yazarın kurduğu dünya ve karakter bağları hâlâ güçlü.
Rachel Caine’in zekâsına ve kurduğu yapıya hayranım.
Ve bu serinin en önemli özelliği şu:
Ara vermeden okunmalı. Çünkü bu hikâyede bağlar her şey.
Ve o bağı kaybettiğinde, hikâyenin etkisi de biraz eksiliyor.
Ayrıca…
Yazar aramızda olmasa da, bize böyle bir seri bırakmış olması büyük bir şans.
Bunun için kendisine gerçekten minnettarım.