Görünmeyen Döngü serisinin yayınlanmış ilk kitabı: Milerapa. Seri birbirinden bağımsız 8 kitaptan oluşmakla birlikte, kitaplar "anlam arayışı" temasıyla birbirine bağlanır. Genel olarak arayışların başlangıç noktası yas, ölüm, kötülük gibi olumsuz bir yaşanmışlıktır. Farklı karakterlerin, aydınlanma ve anlama kavuşma serüveninde yollarının kesişmesi de döngünün ortak bir özelliği.
Kitabımız gerçek bir karakter üzerine inşa edilmiş kurgu öykü. Milarepa 1100'lerde yaşamış Tibetli ünlü budist ve şair olarak tarihin sayfalarına yerini almış biri. Yaşadığı kötülükler kendisini de kötü biri yapmış, kara büyü öğrenerek kendisine kötülük yapan akrabalarından intikam almıştır. Kötülüğün ağırlığını taşıyamadığı için Ustası Marpa'nın zorlu eğitimlerinden geçerek herşeyi geride bırakmış bir azize dönüşür.
Öykümüze dönecek olursak, herşey Milarepa ve amcası Svastika'dan yüzyıllar sonra yaşayan Simon'un rüyalarıyla başlıyor. Sürekli olarak aynı rüyayı gören Simon, intikam alma isteğiyle dağlarda dolaştığını ve Milarepayı arayan Svastika olduğunu görür, yani onun reenkarnasyon ile yeniden dünyaya gelmiş hali olduğunu farkeder. Yüzlerce yıldır devam eden bu intikam ve nefret duygusunu bitirmek ve ruhları huzura kavuşturmak için onların öyküsünü yeniden anlatması gerektirğini anlar.
Nefretten, herşeye sahip olma hırsından başlayan yolculuğun hiçlikle, kötülüğün ağırlığıyla yaşanan sıkıntının huzurun hafifliğiyle son bulduğu bir döngü öyküsüydü. Yazarın kalemini beğeniyorum, kitabı okurken başlarda bir huzursuzluk hali geldi bana bunu da yazarın ustalığına bağlıyorum.