Puan vermedi·433 syf.··Beğendi
· Yaşanmış gerçek bir hayat hikayesi okuyacağımı biliyordum ama bir anne ile oğlunun çırpınışının içimi bu kadar yakacağını hiç tahmin etmemiştim. Sualp için ilkokula kadar her şey çok güzeldi. Kuşların sesini dinleyen, abisi Cenk ile oyunlar oynayan, etrafına neşe saçan farkındalığı yüksek bir çocuktu. Ancak okul sıralarına oturduğunda dünyası aniden değişti. Sualp ne kadar çabalarsa çabalasın tahtadaki harfler yer değiştiriyor, sayılar anlamını yitiriyordu. Öğretmeni sadece dikkat eksikliğinden şüphelenip durumu annesine söylese de çevre çok acımasızdı. Küçük Sualp tembel, ardından yapılan yanlış testler yüzünden zekaca geri yaftası vurulup ait olmadığı bir yalnızlığa bırakıldı.
Annesi Fehime, oğlunun gözlerindeki o sessiz çığlığı fark ettiğinde hayatının en büyük sınavı başladı. Hastane koridorlarında geçen bitmek bilmeyen testler ve okul değişiklikleri onları çok yıprattı. Uzmanlar bu durumun bir hastalık olmadığını, ömür boyu sürecek ağır bir DİSLEKSİ, yani özel bir öğrenme farklılığı olduğunu söylediğinde Fehime dünyada tek başına kaldığını hissetti. Çünkü bundan sonra onları dışlanmaların, ön yargıların ve zorlu bir kabullenme sürecinin olduğu bir yol bekliyordu.
Kitap, disleksinin asla bir zeka geriliği olmadığını, beynin bilgiyi tamamen farklı işleme biçiminden kaynaklanan nörogelişimsel bir durum olduğunu tıbbi altyapısıyla anlatıyor. Klasik yöntemlerle öğrenemeyen çocukların zihninin aslında nasıl özel çalıştığını söylüyor. Bir yanda kendini herkesten farklı hisseden bir çocuk,diğer yanda onun için mücadele etmekten vazgeçmeyen bir anne...
Bence kitap, bir çocuğun dünyasında sevginin neleri değiştirebileceğini gösteren çok kıymetli bir rehber.
Farklı öğrenen çocukların anlaşılma çabasını Okurken kendime sordum; bizim çocuklarımızdan beklediğimiz başarı kavramı gözlerindeki o saf mutluluktan daha mı değerli....