Bazen çocuklarımıza sabahları kıyafet giydirmek bile upuzun bir mücadeleye dönüşebiliyor, değil mi? Ama minik bir ahtapot olduğunuzu ve her sabah sekiz kollu bir kazak giymek, sekiz ayrı eldiven takmak zorunda olduğunuzu hayal edin!
Sara Şahinkanat’ın naif diliyle hayat bulan Yavru Ahtapot Olmak Çok Zor, minik Nino’nun kendi bedeninden ve ahtapot olmanın getirdiği karmaşadan sıkılma hikayesini anlatıyor. O, denizlerin pürüzsüzce süzülen diğer canlılarına özenirken, aslında sahip olduğu sekiz kolun ne kadar büyük bir mucize ve başkalarına şifa veren bir güç olduğunun henüz farkında değil.
Çocuklarınızın "Ben neden arkadaşım gibi değilim?", "Neden benim bu özelliğim var?" diye sorduğu o büyüme sancılarında, kendi benzersizliğini fark etmesini ve kendini olduğu gibi sarıp sarmalamasını sağlıyor.
Biz ebeveynler içinse satır araları muazzam bir ayna: Hayatın koşturmacasında bazen biz de sırtımızdaki sorumlulukların ağırlığından, "her şeye yetişmeye çalışan o sekiz kolumuzdan" yorulmuyor muyuz? Kendimizi başkalarının kusursuz görünen hayatlarıyla kıyaslarken bulmuyor muyuz? Nino bize, taşıdığımız tüm o yüklerin ve bizi biz yapan özelliklerin aslında hayatın içinde ne kadar değerli bağlar kurduğunu fısıldıyor. Kendimizi eksikliklerimizle, fazlalıklarımızla kabul etmenin şifasını hatırlatıyor.